Archives Ekim 2019

Oğlum Beni Ve Dul Arkadaşımı Sikti

Oğlum Beni Ve Dul Arkadaşımı Sikti
Slm ensest seks hikayeleri okuyucuları ben Seval. 38 yaşında, 1.70 boyunda 68 kg, beyaz tenli, 100-65-90 ölçülerinde, oldukça alımlı ve 8 yıldır dul bir kadınım. Oğlumla birlikte, bir apartman dairesinde yaşıyorum. Oğlum Hakan 18 yaşında, 1.80 boyunda, atletik yapılı, 75 kg, beyaz tenli ve yakışıklı
bir genç.

Komşum ve en yakın arkadaşım (!) Ayten ise, 35 yaşında, 1.75 boyunda, 60 kg, tam 90-60-90 ölçülerine sahip, sarışın ve güzel bir kadın, ve 5 yıldır dul. Aytenle birbirimize ağda yaparken sürekli olarak erkeksizlikten yakınırdık. Bir keresinde yine ağda yaparken ikimiz de çok azmıştık. Amlarımızdaki kılları ağdayla aldıktan sonra hep losyon süreriz. Herşey o gün Aytenin benim amıma losyon sürerken amımı parmaklamasıyla başladı. İşin içine sonradan öpüşme ve sevişme de girince, Aytenle arkadaşlığımız tam bir Lezbiyen ilişkiye dönüştü. Artık Aytenle düzenli aralıklarla sevişerek karşılıklı

birbirimizi tatmin ediyorduk. Yine bir gün sevişirken, Ayten kadın
kadına sevişmenin de güzel olduğunu, ama artık
erkeksizliğe dayanamadığını, bir erkekle sikişmek
ve gerçek bir yarak yemek istediğini söyledi.
Ayten sürekli bu erkeksizlik konusunu dile getirdikçe, artık ben de erkeksizliği hissetmeye, körelen
kadınlık duygularımı canlandırmaya
başladım…

Ayten daha da ileriye giderek,
yanlış anlamazsam oğlumla bir gece geçirmek istediğini, ne
yapıp edip bunu sağlamamı söyleyerek, bana yalvarmaya
başladı. Ben olmaz diye diretip, onun teyzesi gibi olduğunu,
oğlumdan uzak durmasını söyledimse de, fayda etmedi. Ayten, “Eğer
ki erkeksizliğimi bir erkekle sikişerek
gidereceksem, bu erkek illaki Hakan olması gerekiyor!” diye ısrar
edince, ben de, “Tamam o zaman, ama siz sikişirken ben de gizlice
izleyeceğim! Bunu kabul ediyorsan müsade ediyorum!” dedim. Ayten önce
biraz mırın kırın etti, ama sonunda kabul etti. Aynı
apartmanda ve bitişik dairede oturduğumuz için sorun yoktu, ben
Aytenin evinde saklanacaktım ve oğlumla sikişmelerini gizlice
izleyecektim…

Sonunda bunu yapmayı
kararlaştırdığımız gün geldi çattı.
Oğluma çarşıya çıkacağımı ve biraz geç
döneceğimi, ama Ayten teyzesinin evde olduğunu, bir şeye ihtiyacı
olursa ona söylemesini tembihleyip evden çıktım. Doğruca Aytenin
dairesine geçtim. Ayten üzerine tüm vücudunu sergileyecek transparan bir elbise
giymişti ki, bunu yeni aldığı ve
benden sakladığı belli idi. Herşeyi
planladığını, oğlumla salonda sikişeceğini,
benim de yatakodasından izleyeceğimi söyleyip beni yatak odasına
soktu, kapıyı aralık bırakıp tekrar salona geçti.
Sonra bizim eve telefon açtı ve oğlumu çağırdı.
Oğlum, “Buyur Ayten teyze?” diyerek geldi. Ayten, “Geç otur Hakan, sana
birşey soracağım…” deyip salona geçtiler. Oğlum
koltuğa oturunca, Ayten karşısında ayakta durarak, “Hakan
sen bir erkek olarak beni sexy buluyormusun? Şöyle alıcı gözüyle
bak bakalım!” dedi. Ama Ayten transparan
giydiği için, oğlum başını bile kaldırmadan, “Ayten
teyze o nasıl söz, ben sana nasıl öyle bir niyetle bakarım?”
dedi…

Ayten oğlumun yanına
oturdu ve “Bak Hakan, biliyorsun ben 5 yıldır dulum. Biz
kadınlar için erkeksizlik çok zordur. Yok efendim çevre ne der, millet ne
der korkusuyla adımlarımıza dikkat ediyoruz, ama artık
dayanma gücüm kalmadı. Birine ışılasan hemen
adını orospuya çıkarırlar, bunu istermisin?” dedi.
Oğlum da, “Elbette istemem Ayten teyze, ama ben ne yapabilirim ki?” dedi. Ayten de, “Yapacağın şey çok
basit, benimle sevişeceksin, benim erkeksizliğimi gidereceksin, sen
de zevkini çıkaracaksın! Bu kadar basit!” dedi. Oğlum bir anda dondu
kaldı, bir şey diyemeden, salak salak Aytenin yüzüne bakmaya
başladı. Ayten elini oğlumun önüne koyup, pantolonunun üzerinden
sikini okşamaya başladı. Oğlum donmuş bir vaziyette
Aytene bakmaya devam ederken, Ayten oğlumun sikiyle oynamaya devam edip, “Hem
yazık değil mi, 31 çekerek bu sikine de acı
çektiriyorsun? Bak işte karşında sikişmeye aç bir
kadın duruyor, istediğini yapmakta serbestsin!” deyip oğlumun
dudaklarına yapıştı…

Oğlum önce kaçmaya
çalıştı ama Ayten bırakmıyordu. Az sonra
oğlum da karşılık vermeye ve Aytenin o dolgun
ve diri göğüslerini hamur gibi yoğurmya
başlamıştı. Artık ok yaydan
çıkmıştı, göz açıp kapayana kadar ikisi de bir anda
çırılçıplak kaldılar. Oğlumun sikini görünce nutkum
tutuldu, kocaman ve kalındı ve kazık gibi olmuştu. Ayten
oğlumu ayağa kaldırıp kendisi önünde diz çöktü ve
yarağına yumuldu. Oğlumun o kalın yarağını
öyle bir iştahla yalıyordu ki, bir an
Aytenin yerinde olmayı istedim. İstemdışı elim bacak
arama kaydığında amımın
ıslandığını fark ettim. Onları izlerken artık
ben de amımı parmaklıyor,
göğüslerimin fındık iriliğine ulaşmış
dikleşen uçlarını parmaklarımla

eziyordum. Aytense iştahla oğlumun yarağını köküne
kadar ağzına alıyor, boğazının derinliklerine
kadar sokuyordu…

Bir anda oğlum inleyerek
Aytenin ağzına boşaldı. Ayten de oğlumun döllerini
iştahla yutarken, bir yandan da, “Erkeğim benim, birazdan kocam
olacaksın, boşalt hepsini, yuttur bana döllerini, susuzluğunu
gider bu kadının!” diye oğlumu tahrik ediyordu.
Boşalmasına rağmen oğlumun siki hala kazık gibiydi. Bu
sefer Ayten koltuğa oturdu ve oğlumu önünde diz çöktürüp, bir gün
evvel ağdayla tertemiz yaptğığımız kaymak gibi
amcığını yalattırmaya başladı. Ayten çok
şanslıydı, az sonra gencecik tıfıl bir delikanlı
tarafından sikilecek, beş yılın acısını
çıkaracaktı. Oğlumun bu kadar marifetli olacağını
hiç tahmin etmiyordum, ama usta bir sikici gibiydi, Aytenin amını
ustaca yalıyor, göğüs uçlarını emiyor, hafif hafif
ısırıklar atıyor, Ayten de zevkten zevke giriyordu. Bir ara
Aytenle göz göze geldik, oğluma çaktırmadan bana, ‘Sen de gel!’ diye
bir işaret yaptı, ama ben, ‘Hayır!’ anlamında
kafamı salladım…

Bir süre sonra Ayten
oğluma, “Artık gir Hakan, sok şu yarağını amıma, parçala! Ağzım tadına baktı,
şimdi de amım tadına baksın, hadi
ne olursun sok artık!” diye yalvarmaya başlamıştı.
Oğlum ayağa kalktı ve Aytenin bacaklarını
Aytenin göğüslerine doğru itti. Aytenin
amı kabak gibi ortaya
çıkmıştı. Yarağının başını
Aytenin amına dayayıp hafif hafif sokmaya
başladığında, Aytenden, “Ohhhhhh!” diye derin bir inleme çıktı.
Oğlum bir anda yarağını öyle bir kökledi ki, Aytenin gözleri faltaşı gibi
açılmıştı, “Sok Hakan, daha sok, taşaklarını
da sok, doyur bu amı bugün yarağa!” diye inlemeye başladı.
Oğlum 5-6 dakika kadar o kocaman yarağını Aytenin amına kökleye kökleye sokup sokup çıkardıktan
sonra, birden amından çıkarıp Aytenin yüzüne
doğru boşalmaya başladı. Oğlum öyle bir tazyikle
boşalıyordu ki, Ayten ağzını
açmış oğlumun fışkıran döllerini
ağzıyla yakalamaya ve yutmaya çalışıyordu. Bense
onların sikişmelerini izlerken kaç kez
boşalmıştım ve kendimi zor tutuyordum
yanlarına gitmemek için…

Ayten doymak bilmiyordu,
oğlumun yarağını tekrar ağzına aldı ve
yalamaya başladı. Oğlum, “Ayten teyze, biraz dinlenelim mi?” dedi.
Ayten de gülerek, “Peki!” dedi ve koltuğa yanyana oturdular. Biraz
soluklandıktan sonra oğlum, “Bu yaptığımızı
kesinlikle annem duymasın, tamam mı Ayten teyze?” dedi. Ayten de, “Merak
etme duymaz, ama bana yalnız kaldığımız zamanlar Teyze
deme olur mu? Artık sen benim erkeğimsin,
kocamsın, benim sikicimsin! Beni yaraksız bırakma birdaha! Benim
durumumda ne kadar kadın vardır, tahmin edebiliyormusun? Annen
bile benden daha kötü durumda, zavallı kadıncağız da benim
gibi amını parmaklamaktan bir hal
olmuştur herhalde…” dedi.

Oğlum, “Biliyorum…” dedi.
Ayten, “Biliyormusun? Söyle bakalım ne biliyorsun?” dedi. Oğlum, “Ama
bak, kesinlikle bu konuşmalarımızı annem duymayacak,
duyarsa bir daha onun yüzüne bakamam!” dedi. Ayten, “Söz, aramızda
kalacak, hadi anlat!” dedi. Oğlumun verdiği cevap beni hem daha da
şaşırttı hem de biraz sevindirdi: “Annemi birkaç kez
banyonun kapı deliğinden, birkaç kez de yatakodasının
kapı deliğinden, yatağında kendi kendini tatmin ederken
gizlice izledim…” dedi. Ayten de, “Annenin yaptığı gayet
doğal bir şey! Aslında onun da bir erkeğe ihtiyacı
var, keşke ona da senin gibi genç birini bulsak, o da sevinirdi, onun
da gönlü olurdu!” dedi. Bunları konuşurlarken dikkatimi çekti,
oğlumun siki yeniden kalkmıştı. Ayten de bunun farkına
varmıştı ve oğlumun sikine elini atıp
sıvazlayarak, “Söyle bakalım, anneni
izlerken de sikin kalkıyor mu? Anneni siktiğini hayal edip hiç 31
çekiyormusun?” diye sordu. Oğlum başını öne eğdi ve
sustu. İnanamıyordum, susması yaptığı
anlamına geliyordu!

Fakat Ayten oğlumun
ağzından duymaya kararlıydı. Oğluma, “Konuştuklarımızın
hepsi aramızda sır kalacak diye söz verdim
ya, hadi söyle! Söylersen ben de sana bir
sırrımı anlatacağım! Anneni siktiğini hiç hayal
ettin mi?” dedi. Oğlum da, “Evet hayal ettim. Biliyormusun,
annem olamasaydı onunla çoktan yatardım, ama ne yazık ki annem!” dedi. Oğlumun bu sözleri beni iyice
şaşırtmıştı. Ayten birden, “Sen salaksın!
Anneni madem o kadar izledin seyrettin, istemek hiç mi aklına gelmedi?”
dedi. Oğlum da, “Ama o benim annem, nasıl isteyim ki?”
deyince, Ayten, “Seyrederken annen olmuyordu değil mi? Şimdi
şurdan çıkıp gelse ve Oğlum hadi beni sik! dese, sikermisin
sikmezmisin?” dedi. Oğlum kekelemeye başladı. Bu demekti ki, oğlum beni sikecekti. Ayten devam etti, “Ortamı
hazırlasam, anneni de aramıza alsak, onun da
gönlünü yaparmısın, onu da sikermisin? Harbi cevap ver!” dedi.
Oğlum, “Bilmiyorum… günah olmaz mı?” dedi. Ayten oğlumun
yüzüne bir tokat attı ve “Seyrederken, onu düşünüp 31 çekerken annen
olmuyor, günah olmuyor da, iş sikmeye gelince mi annen oluyor, günah
oluyor?” dedi. Oğlumdan hiç ses cevap çıkmıyordu, ama halen siki
kazık gibi duruyordu…

Ayten devam etti, “Bak söz
vermiştim, ben de sana bir sırrımı
anlatacaktım, duymak istiyormusun?” diye sordu. Oğlum, “Evet…”
deyince, Ayten damdan düşer gibi, “Uzun zamandır annenle Lezbiyen
seks yapıyoruz!” dedi. Oğlum bunu duyduğunda resmen donup
kaldı. Ayten ise hemen oğlumun önüne diz çöküp
yarağını yalamaya başladı. Bir yandan da, “Ortamı
hazırlayacağım, anneni de aramıza
alacağız, anneni başkaları sikeceğine sen sik,
yabancıya siktirip başına bela almasın!” diye oğlumu
ikna etmeye çalışıyordu. Ayten oğlumun
yarağını yalarken oğlum da Aytenin başını
yarağına doğru iyice
bastırıyordu. Sonra ayağa kalktılar ve oğlum Aytenin
dudaklarını öpmeye, göğüslerini okşamaya başladı.
Oğlum Aytenin amını parmaklarken, Ayten
de oğlumun yarağıyla oynuyordu. Daha sonra yere uzandılar,
oğlum alta yattı, Ayten üste çıktı ata biner gibi,
oğlumun yarağını amına
yerleştirdi ve zıplamaya başladı. Oğlum da alttan
sokup sokup çıkarıyordu. Ayten çıldırmıştı.
Ritmik hareketlerle gitgeller yapmaya başladılar. Bir anda ikisi de
kasıldı, aynı anda boşalmışlardı…

Ayten az sonra oğlumun
üstünden kalkıp yana devrildi ve oğlumun yarağını
yalayarak temizledikten sonra, “Hadi şimdi giyin ve eve git, banyo yap,
ben çağırmadan da gelme!” dedi. Oğlum giyinip gidince, Ayten
bana seslendi. Yanına gidip, “Kız sen ne azgın
orospuymuşsun öyle! Perişan ettin oğlumu!” dedim. Ayten de
sırıtarak, “Genç ama sikmeyi iyi biliyor valla!” dedi. Aytenin amından halen oğlumun dölleri akıyordu.
Bacaklarını ayırıp amını
göstererek, “Yalamak istermisin?” dedi. Amından oğlumun döllerini
yalamamı istiyordu. Dayanamadım yumuldum amına
ve yalamaya başladım. Aytenin amından oğlumun döllerini yalamak bana müthiş zevk veriyordu. Ayten
ise inlemeye başlamıştı bile. Amından oğlumun
döllerini iştahla yaladığımı görünce, “Seni orospu
seni, oğlunun gencecik taze delikanlı yarağını görünce
nasıl da canın çekti değil mi? Merak etme, seni oğluna öyle
bir siktireceğim ki, oğlunun müptelası
olacaksın, o yarağı her an yemek isteyeceksin!” diyordu…

İşin
gerçeğini söylemek gerekirse, oğlumla da olsa, o anda müthiş bir
şekilde sikilmek istiyordum artık. Kendimi
tutamamıştım, Aytene, “Hadi çağır gelsin, siksin beni,
o iri yarağını amıma soksun
parçalasın, yarağa doyursun beni!” dedim. Ayten de, “Acele etme
kızım, önce herşeyi ayarlayalım, hem oğlun biraz
dinlensin kendine gelsin!” diyerek, bir anda 69 pozisyonuna geldik. Ayten altta
ben üstte, ben Aytenin amını
bızırını yalarken, Ayten de benim amımı dilliyor,
göt deliğime parmaklarını sokuyordu. Artık ok yaydan
çıkmış, Aytenle çılgınlar gibi sevişiyorduk. Ne
kadar süre seviştik, kaçkez orgazm olduk hatırlamıyorum, ama
bitap ve yorgun düşmüştük. Birer sigara içip, banyoya gittik bir
güzel birbirimizi yıkadık, temizlendik. Oğluma telefon
açıp, bu gece Aytende kalacağımı, merak etmemesini
söyledim.

Ertesi sabah Aytenle uyandığımızda
ikimiz de dip diri ve taze idik. Ateşli bir öpüşmeden sonra yataktan
çıktık. Söze ilk başlayan Ayten oldu, “Hakan ne yapıyor acaba?” dedi.
Ben de, “Bilmem, gidip bakmak lazım.” dedim. Ayten, “Sen dur, ben gidip bakayım, hem
de senaryoyu yürülüğe koyayım!” dedi. Evin anahtarını verdim, Ayten üzerine sabahlığını giydi
ve bizim eve gitti. Yaklaşık 30 dakika sonra geri geldi ve bana, “Hazır
ol, oğlun birazdan benimle sabah sikişi yapmaya gelecek. Yalnız ben oğlunla sevişmeye
başladığımda, sen yatakta arkan dönük uyuyor numarası
yapacaksın. Bir ara ben sana arkadan
sarılacağım ve sırtını öperek, okşayarak seni
uyandıracağım. Sen bana dönmeden sadece, Keşke senin yerine
bir erkek olsa da sikse! diyeceksin. Ben de, Erkek var, ama sen kabul
edermisin? diyeceğim. Sen de, Kimmiş o erkek? diyeceksin. Ben de, Kim olduğu önemli değil, önemli olan artık
bizi yarağa doyurması! diyeceğim.” dedi. Ayten bunları
söylerken ellerini çıplak bedenimde dolaştırıyor, amımı göğüslerimi okşuyor, beni
hazırlıyordu. Amım sulanmaya başlamıştı
bile…

Az sonra kapı
çalındığında içimi bir heyecan fırtınası
kaplamıştı. Hemen yatağa girip uyuma moduna geçtim. Aytenin
sesi geliyordu, “Erkeğim benim, hoşgeldin! Şimdi iki tane
birbirinden ateşli amcık sikeceksin, amcıkları yarağa
doyuracaksın!” gibi laflar ediyordu. Oğlum beni kastederek, “Uyuyor
mu?” diye sordu. Ayten de, “Evet, uyuyor!” dedi. Yatakodasına
geldiklerinde arkam dönük olduğu için ne yaptıklarını
göremiyordum ama oğlumla Aytenin çılgınlar gibi öpüştükleri
çıkardıkları seslerden belli oluyordu. Ayten oğluma soyunmasını
söyledi. Oğlum soyunurken, Ayten yatağa gelip üzerimdeki yorganı
aldı. Çırıl çıplaktım. Ayten arkamdan
sarıldı ve “Ohh bir tanem, nasılda uyuyormuş
mışıl mışıl…” diyerek, ellerini
göğüslerimde, bacaklarımda, götümde ve amımda
gezdirmeye başladı. Bir yandan beni okşuyor, bir yandan da beni
sözde uyandırmaya çalışıyordu…

Ben senaryoyu uygulayarak uyanmış
gibi yaptım, fakat halen arkam Aytene dönük yatıyorum, yarı
uykulu bir sesle, “Mmmhhhh, çok güzel okşuyorsun aşkım, devam
et!” dedim. Ayten de, “Hadi kalk ta sevişelim aşkım!” dedi. Ben yine
dönmeden, “Keşke senin yerinde bir erkek olsaydı, sıkıca
sarılsa, üzerime çıksa beni doyasıya sikse, yarağa hasret amımı sikse, beni doyursa!” dedim.
Sözleştiğimiz gibi Ayten hemen, “Erkek var, ama bilmem sen kabul
edermisin?” dedi. Ben de, “Erkek olsun da, kim olursa
olsun, yeter ki siksin, artık dayanamıyorum, amım yanıyor,
yarak istiyorum!” dedim. Ayten beni kendine doğru
çevirdiğinde, çırılçıplak oğlumun bizi
seyrettiğini görünce şaşırma numarası yaptım ve hemen
yorganı üstüme çekmeye çalıştım. Oğlum da
utancından renkten renge girmiş, elleriyle kalkık sikini
kapatmaya uğraşıyordu…

Ayten, “Ne öyle şapşal şapşal bakınıyorsunuz?
İşte genç tosun gibi bir erkek ve
sikişmeye amade amcık! Bunda utanacak çekinecek bir şey yok!
Sadece et ete değecek, hepsi bu! Ortaya çıkıp reklam edecek
halimiz de yok!” diyerek, oğlumun kolundan tuttu ve “Hadi bakalım, beni nasıl sikiyordun göster marifetini
annende!” dedi ve oğlumun ellerini sikinden çektirdi. Oğlum
kazık gibi olmuş sikiyle, şaşkın şaşkın
bana bakıyor, benim çırılçıplak vücudumu inceliyordu. Ayten
oğlumu üzerime itip aradan çekildi. Birden oğlumun çıplak
bedenini bedenimde hissettiğimde bir hoş olmuştum, içimi heyecan
fırtınası kaplamıştı. Oğlumun şaşkınlığına
aldırış etmeden bir hamlede dudaklarına
yapıştım. Dudaklarını emiyor, sikini avuçluyordum. Az
sonra oğlum da karşılık vermeye başlamış,
artık dilini ağzımın içine sokuyor, dudaklarımı
emiyor ve göğüslerimi avuçluyordu…

Ana oğul olduğumuzu
unutmuş, kendimizi seks fırtınasına
bırakmıştık. Oğlum kulak memelerime ve boynuma ıslak
öpücükler kondurarak aşağılara, göğüslerime indi.
Fındık iriliğine ulaşmış
göğüs uçlarını emiyor, ısırıyor,
ağzını kocaman açıp göğsümün o mor halkalarına
kadar ağzının içine alıp somuruyordu. Elleri de boş
durmuyor, amımı avuçluyordu.
Amcığım sulanmış, sular göt deliğime doğru akmaya başlamıştı. Oğlum
göğüslerimden sonra yalayarak göbeğime inince, Ayten de
dudaklarıma yapışarak göğüslerimi okşuyordu. Bana, “Kız
orospu, işte sana sikici bir erkek, istedikçe verirsin!” deyip,
oğlumun başına da amıma bastırarak,
“Sikici erkeğim, işte sana kaymak gibi bir am! Kimsenin eline geçmez
böyle bir am! 8 yıldır yarak yüzü
görmemiş, dapdaracık, istediğin gibi yala yut sik! Yatakta sik,
ayakta sik, mutfakta sik, nerde istersen orada sikersin artık! Yeter ki sik!” diye oğlumu teşvik ediyordu…

İdareyi Aytene
bırakmıştık. Ayten amımı
oğluma bir süre daha yalattıktan sonra, “Hadi o
yarağını ver ağzına şu yarak hastası
orospunun, önce ağzından sik, ağzının tadına bak,
sonra amcığını sikersin!” diyerek, oğlum
yukarıya, göğüslerimin üzerine doğru kaydırdı, sikini
ağzıma doğru getirdi. Sikini ağzıma almak için
kökünden kavradığımda bir an oğlumla göz göze geldik ve mutlulukla
gülümsedim. Oğlum da gülerek, “Demek yarak hastasısın ha anne? Merak etme, artık seni hep sikeceğim!” dedi.
Bir anda utanması çekinmesi gitmiş, kabak çiçeği gibi
açılmıştı. Sikini ağzıma soktu, kazık gibi
siki boğazımın derinliklerine yavaş yavaş kaymaya
başlamıştı. Ağzımdaki o kocaman kalın sik oğlumun sikiydi, ama olsun, sonuçta bir
erkekti ve bir tabuyu yıkmıştık. Bundan sonra oğlumla
doyasıya sikişecektik. Yıllar sonra bir erkeğin sikini
yalamak çok hoş bir duyguydu…

Pozisyon değiştirerek
oğlum sırtüstü yattı, bu pozisyonda sikini daha rahat
yalıyordum. Oğlum bir eliyle göğüslerimle oynuyor, diğer
eliyle de başımı sikine bastırıyır ve “Ohh anne, harikasın, çok güzel yalıyorsun, ne olur
devam et, hiç çıkartma ağzından!” diyordu. Amım ise
artık tamamen kudurmuş, çeşme gibi suları akıyordu.
Ayten de arkamda, götümü parmaklayarak amımın
akan sularını yalıyor, aynı zamanda da kendi
amını ovuşturuyordu. Bu manzara karşısında
oğlumun nefes alışları hızlanmıştı.
Sikini kökünden kavradım ve dilimle başında daireler çiziyor,
emiyordum. İrileşmiş taşaklarını ağzıma
alıyor, dudaklarımla sıkıp bırakıyordum. Sikini
tekrar ağzıma sokmamla birlikte bir anda ağzımın içine
volkan gibi patladı. Ağzımın içine
fışkırttığı döllerinin hepsini yuttum, hem de bir
damlasını bile ziyan etmeden. Oğlumun dölü hafif tuzlu ve
ılıktı, sanki çeşmeden salep içmiş gibiydim. Ayten de beni
orgazma ulaştırmıştı, şimdi inleyerek kendi amını parmaklıyor, yılan gibi
kıvranıyordu…

Ben ağzımı yüzümü
çarşafa silmek için doğrulduğumda, oğlum da Aytenin amını yalamaya başlamıştı. Az
sonra Ayten oğlumun üzerine çıktı ve 69 oldular. Bu sefer ben Aytenin göt deliğini yalarken, oğlum
amını yalıyor, Ayten de oğlumun sikini yalayarak tekrar
kaldırmaya çalışıyordu. Üçümüz de zevkin
doruklarındaydık ve inmek istemiyorduk. Siki tekrar kazık gibi
olunca, oğlum Ayteni üzerinden indiri ve beni yatağa sırt üstü
yatırdı, ayaklarımı bileklerimden tutarak
bacaklarımı ayırdı ve havaya kaldırdı. Amıma
yanaşarak, “Hadi anne, sikimi kendi ellerinle
amına yerleştir!” dedi. Oğlumun sikini kavradım,
başını sulanmış vıcık vıcık
olmuş amımın dudakları
arasına sürtmeye başladım. Sonra sikinin kafasını amımın deliğine yerleştirdim ve “Hadi
oğlum sok! Anneni
yarağa doyur, annenin kocası sen ol, hadi sok artık!” dedim.
Oğlum sikini amıma öyle bir kökledi ki, amım sulanmasına
rağmen yırtıldı sandım. Alev gibi yanan sikini amımın
derinliklerinde hissettiğimde gözlerimden resmen yaş gelmiş, “Kımıldama!”
diye bağırarak bacaklarımı beline dolamış,
mengeneye almıştım. Eee, kolay değildi, 8 yıldır
daralmış amıma ilk defa yarak giriyordu…

Oğlum içimde hareket
etmeden biraz bekledi. Sonra ben bacaklarımı belinden
gevşetince, ufaktan ileri geri hareket etmeye başladı. Az sonra
sikini hızla çekiyor, tekrar yavaş yavaş amıma
sokuyordu. Kalın yarağını amıma
kökledikçe, kasıklarını kasıklarımda hissediyordum,
taşakları göt deliğime değiyor,
çıldırtıyordu beni. Oğlum beni sikerken Aytenin beni öpüp
okşamaları, göğüslerimi emip ısırması beni
çabucak bulutlara çıkartmış, şiddetli bir orgazmla
şarıl şarıl boşalıyordum. Oğlum
bacaklarımı bıraktı ve iyice üzerime abandı,
dudaklarımı emmeye başladı, ritmik bir hareketle içime
girip çıkarak beni sikiyordu. Oğlum artık benim erkeğim,
kocam olmuştu ve beni altında zevkten kıvrandırıyordu.
Ben artık bitmiştim,
amcığımı kasıyor, oğlumun sikini geri çekmesine
engel olmak istiyordum. Birden, “Geliyorum anne!”
dediğinde, “Ağzıma ver oğlum, döllerini yutmak istiyorum!”
dedim. Sikini hızla amımdan
çıkarttı, dudaklarıma getirmesiyle, ağzımı açmama
fırsat vermeden, yüzüme gözüme dudaklarıma
fışkırttı. Ayten de yüzümden süzülen oğlumun döllerini
yaladı…

Oğlumun siki inmemiş,
kazık gibi duruyordu. Tekrar amcığıma sokup, hızla
pompalamaya başladı. Sikerken, “Ohhh anne
harikasın, amcığın çok harika, çok sıkı ve dar
amcığın var anne!” diye inliyordu. Aytense oğlumun
dudaklarını emiyor, arkasından taşaklarını
avuçluyor, onu daha da azdırarak, beni daha iyi sikmesini
sağlıyordu. Oğlumun bu sefer beni sikmesi yaklaşık 20
dakika sürmüştü ve bu da benim işime geliyordu. Oğlum
hırlamaya başladığında, Ayten, “Bu sefer annenin amına boşal, döllerini annenin amından ben
emeceğim!” dedi. Oğlumla birlikte aynı anda orgazm
olmuştuk, bulutların üzerinde uçuyorduk adeta. Oğlum içimde
biraz daha kaldıktan sonra çıkıp, yanıma uzandı ve
dilini ağzıma sokarak dudaklarımı emmeye, göğüslerimi
adeta hamur gibi yoğurmaya başladı. Ayten de hemen vantuz gibi
dudaklarını amıma
yapıştırmış, amımı emiyor, oğlumun
içime akıttığı dölleri yalayıp yutuyordu…

Ayten amımı
uzunca yaladıktan sonra, bu sefer oğlumun sikini yalayarak tekrar
kaldırmaya çabalıyordu. Aytene, “Bırak ta biraz dinlensin,
okadar yormayalım çocuğu!” dedim. Ayten de, “Seni orospu seni!
Yorulmasın değil mi, yorulursa bir daha seni sikemez diye mi
korkuyorsun? Merak etme kendim için kaldırmaya
çalışmıyorum, seni bir de götünden siktireceğim, o götünü
de siksin yarağa doyursun, ondan sonra dinlenir! Ben nasılsa dün
avansımı aldım, beni de dinlendikten sonra siksin!” dedi.
Oğlumun siki, Aytenin ‘Seni götünden siktireceğim’ lafı üzerine
anında kazık gibi oldu. Ayten oğlumun sikini yalamayı
bırakıp, bana, “Dön, yüzü koyun yat orospu!” dedi. Döndüm, ama nasıl
olacaktı? Daha doğru dürüst götümden
sikilmemiştim, kocam bir kaç defa götümü sikmeyi denemişti, ama
canım yanınca bırakmıştı. Aytenle
seviştiğimiz zamanlar da ise, Ayten parmaklarını götüme
arada bir sokup çıkarıyordu, götten tecrübemin hepsi bu kadardı…

Kasığımın
altına yastık koyup götümü havaya kaldırdılar ve birlikte
götümün deliğini yalamaya başladılar. Götümde iki dil birden
dolaşıyor, sırayla parmaklar girip çıkıyordu. Bir anda
götümde birden fazla parmak hissettim, hem oğlum hem Ayten 2 şer
parmaklarını götüme sokmuşlar, mümkün olduğu kadar
büzüğümü açmaya, esnetmeye çalışıyorlardı. Elimi
arkaya atıp oğlumun yarağını yokladığımda,
daha tam sertleşmemişti, tatlı sertlikteydi. Oğluma, “Getir
sikini, biraz yalayım!” dedim. Oğlum götümü parmaklamayı Aytene
bırakıp başucuma geldi, sikini ağzıma verdi. Çok sert
olmadığı için boğazıma kadar alıyor,
kasıklarına dudaklarımı değdiriyordum. Oğlumun
siki ağzımda tam sertleşmeye ve büyümeye
başladığında, Ayten de artık
iki elinin iki parmaklarını birlikte götüme sokuyor, götümün
deliğini sağa sola ayırıyordu. Götüm tam kıvamına
geldiğinde, Ayten oğluma, “Hadi Hakan gel, al sana karpuz gibi göt,
hadi aslanım göster marifetini, sik şu orospu annenin götünü!”
dedi…

Oğlum arkama geçti, sikinin
başını göt deliğime dayarken, Ayten de göt
yanaklarımı ayırıyor, oğlumun götüme rahat
sokması için yardımcı oluyordu.
Oğlum hafifçe yüklenince sikinin başı götüme girmişti, ama
hafif canım yanmıştı ve sıcaklığı
götümü kavurmuştu adeta. “Ne olur yavaş, canım acıyor!” deyince biraz bekledi. O haldeyken Ayten
götümün deliğine tükürdü. Oğlum sikini hafif
geri çekip yeniden yüklendi, biraz daha sokmuştu götüme. Bir iki denemeden
sonra öyle bir yüklendi ki, götümün yırtıldığını
sandım. Çığlık atmaya başlayacağımda Ayten eliyle
ağzımı kapattı. Götümün ağzı yanıyordu,
herhalde yarısından fazlasını sokmuştu. Oğluma
durmasını ve sikini götümden çıkartması için el kol
hareketi yaptıkça, oğlum daha çok abanmaya başladı.
Taşaklarını amımın dudaklarında
hissettiğimde, köküne kadar soktuğunu anladım. Fakat nasıl acıyordu, o acıyla Aytenin elini
ısırmışım. Aytenin direktifiyle oğlum bir müddet
içimde hareketsiz bekledi…

Biraz kendime gelir gibi
olduğumda, Ayten elini ağzımdan çekerek, “Bak göreceksin, birazdan
zevke dönüşek, götten sikilmenin tadını
çıkartacaksın!” dedi. Hakikaten de çok geçmeden acım
hafiflemiş ve oğlum yavaş yavaş git geller yapmaya
başladığında, götümün acısı artık yerini
zevke bırakmıştı. Oğlum götümü sikerken, bir yandan da
ellerini kasıklarıma getirmiş amımı,
bızırımı okşuyordu. Sonra ikisi birlikte beni
dizlerimin üzerine kaldırıp dört ayak domalttılar. Artık
oğlumun siki köküne kadar götüme rahatça girip çıkıyordu.
Aldığım zevk tanımlanamazdı. Ayten de
bizi izlerken, kendi amına parmaklarını sokup
çıkarıyor, am suyuna bulanmış parmaklarını hem
bana yalatıyor, hem kendi yalıyordu. Ayten daha sonra
karşıma geçip bacaklarını ayırdı, kafamı
elleriyle bastırarak amını yalatmaya
başladı. Bundan iyisi Şam’da kayısı! Oğlum götümü
sikiyor, ben Aytenin amını yalıyordum…

Üstelik artık götüm de
oğlumun o kocaman yarağını yemeye
alışmış, oğlum resmen sikini tamamen götümden
çıkartıyor sonra hızla köklüyordu. Taşakları her
seferinde amıma çarptığında odada
yankılanan ‘Şap, Şap, Şap’ sesleri beni daha da
azdırıyor, “Ohhh! Kökle erkeğim! Bu göt senin, artık hep
sen sikeceksin, her istediğinde sana bu götü siktireceğim, sik beni
oğlum, anneni doyur yarağa!” diye zevkten inliyordum. Ne kadar sikti
götümü, süre olarak tam bilmiyorum, ama en az yarım saat sürmüştür.
Artık uyuşmuş götümü hissetmemeye
başlamıştım. Oğluma, “Mahvoldum, bittim, boşal
artık!” dedikten az sonra, oğlum kasıla kasıla ve
sikini kökleyerek götümün derinliklerine sıcak döllerini
boşaltmıştı. Oğlumun siki götümde küçülene kadar
kaldı. Oğlum çekilince Ayten hemen göt deliğimden akan dölleri
yaladı. Sonra Aytenle birer sigara yaktık. Sigaramız bittikten
sonra üçümüz banyoya girdik, bir güzel yıkanıp temzilendik ve uyuyup dinlenmek üzere üzere tekrar yatağa girdik…

Tam 6 ay oldu bu ilişkimiz devam ediyor. Artık oğlum hem benim hem Aytenin erkeği oldu,
istediği an bizi sikiyor. Canı nerde nezaman bizi sikmek
isterse, o an altına yatıyoruz!

Hepinize bol sikişli günler!


Liza’nın Borcu..

Liza’nın Borcu..
Herşey aslında kapının çalınması ile birlikte başlamıştı. Marc yaptığı işi bırakarak yaramaz çocuklar gibi bana bakarak gülümsemişti.

“Geldiler”dedi Marc

Ayağa kalkarak gelenleri karşılamak için kapıya yürüdüm. Sonuçta bu hostesten beklenecek bir şeydi. İnce kısa yazlık elbisem yürüyüşümle bacaklarıma yapışıyordu,üstümde Marc’ın tişörtünün kumaşını sertleşip hassaslaşan göğüs uçlarımda hissedebiliyordum. Hissettiğim korku ve endişe giderek artıyordu.

“İçeri gelin Nasılsın?” demişti Marc gülümseyerek

“Merhaba” diyebilmiştim samimi şekilde sadece

Sam ve Jack de biz gülümseyerek içeri girmişti. Gelirken getirdikleri 12li bira paketini uzatırken yanağımdan öpmüşlerdi. Biraz hızlı samimi olduğumuzu düşünürken ikisininde kaslı ve fit vücutlarını inceliyordum. Marc ve benden yaklaşık 5 yaş daha genç gürünüyorlardı. Sadece bir gün önceki tanımamızda her ikisininde ergen ve tecrübesiz olduğunu düşünmüştüm. Halen gözüme aynı şekilde görünüyorlardı.

Sam ve Jack ünivertsite okuyordu. Yazları okul harçlığı için bir mobilya firmasında çalışıyorlardı. Marc ile yeni evimize taşınmıştık eski mobilyaları taşımamış mobilyaları değiştirmeye karar vermiştik ve Sam ve Jack’in çalıştığı mobilya mağazasından yeni mobilyalar almıştık. Dün kamyonla gelen mobilyaların bugün kurulumlarını yapacaklardı. Evde daha açılmamış onlarca kolimiz vardı.

Tüm eşyalarımız kolilerde olduğundan üzerime Marc’ın tişörtlerinden birisini giymiştim. Tişört benim için fazlası ile büyük olduğundan zaten küçük olan göğüslerimi saklayabiliyordu. Sütyen takmayı sevmiyordum. Özellikle yaz aylarında sütyensiz gezmek hoşuma gidiyordu. Marc bu konuda bana pek karışmazdı. Bazı zamanlar hoşlandığını düşünüyordum. Küçük göğüslü olmamın avantajı dışarıdan sütyen olup olmadığının fark edilmemesini sağlıyordu. Sadece soğuk rüzgar veya alış veriş mağazaları gibi soğuk yerlerde göğüs uçlarımın uyarılması ve dışarıdan farkedilmesi sütyen takmadığımı gösteriyordu. Marc bir kaç defa bunun onu tahrik ettiğini söylemişti.
O gün üzerimdeki tişörtün altına kısa kot eteğimi giymiştim. Etek sıcak günler için ideal olmasına rağmen altına giymem gereken külodu kolilerde bulamam nedeniyle farklı hissettiriyordu. Kolilerin içeriklerini markalamamış olmamızın bir sonucuydu buda.

Sam ve Jack çoktan çalışmaya başlamıştı. Ben sadece mobilyaların odada nerede duracağını gösteriyor küçük eşyaları gücüm yettiği kadar itip çekiyordum. Marc ise içinde ne olduğunu bilmediğimiz birbirinin aynısı kolileri odaların arasında taşımakla meşguldü. Sıcak yaz günü çalışma enerjisi ile birleşince terlemem kaçınılmazdı. Ter tişörtü nemlendirmişti içimi göstermesede bazen tenime yapışmasına neden oluyordu. Çalışırken kimsenin durumun farkında olduğunu düşünmüyordum.

“Öğlen yemeğinden önce bir duş alsam fena olmayacak. Duştan çıkar çıkmaz bir pizza söyleriz.” Demişti Marc içeri seslenerek.

Kısa bir yemek molasına zaten aramızda kimsenin itiraz edeceğini düşünmüyordum. Jake

“Harika fikir Teşekkürler” demiş ve Sam ile beraber gölge olan balkona çıkmıştı.Bende herkes için birer bira alarak yanlarına çıktım. Jake bana dönerek,

“Bira içmemiz doğru olmayabilir. Malum saat işliyor” dedi gülümseyerek.

“Önemli değil hepimizin soğuk bir şeyler içmeye ihtiyacımız var.” İçeriden katlanır sandalye alarak karşılarına geçip oturdum. Ayaklarımı ileri uzatarak

“Her yerim ağrımış, aranızda en çok ben çalışmışım gibi hissediyorum” dedim gülerek,Jake gülümseyerek,

“Evet, görüdüğüm kadarıyla ikimize talimat vermek seni gerçekten yormuş”

“Gördüğünüz gibi ben ikiniz kadar terlemiş durumdayım” dedim tişörtümü göstererek, Jake tişörtüme dokunup,

“Gerçekten yapış yapış olmuş,hasta olmaman için bence bunu çıkarmalısın”

“Evet, yoksa ev yerleşir yerleşmez hasta olup yatağa düşeceğim” “Peki siz normalde tam zamanlı olarak mı çalışıyorsunuz her zaman?”

Sam Askeri üniversitede okuyordu. Yazları ise mobilya montajı yaparak para biriktirdiğini anlatmaya başlamıştı.

“Peki tamamen erkek okulunda okumak nasıl bir şey?” diye sordum.

“Aslında güzel yanları olsada okulda bir kaç kız olmasına kimsenin hayır diyeceğini zannetmiyorum”

Balkonun serinliği nedeniyle üzerimdeki ter kurumaya başlamıştı. Bu bana serinlik verirken göğüs uçlarımın sertleşmesine neden olmuştu. Sam konuşurken ,bacaklarımla göğüslerim arasında kaçamak bakışlarını yakalıyordum. Yakalanır yakalanmaz hemen farklı bir yöne kafasını çeviriyor sonra yeniden iki noktaya odaklanıyordu. Sam askeri okulların zorluklarından bahsederken Marc duştan çıkmıştı.

“Gerçekten harika oldu bu, Şimdi sen girebilirsin Liza pizzaları söyledim Sen çıkana kadar gelmiş olur” dedi Marc. Duş gerçekten harika fikirdi. Ayağa kalkarak yerimi Marc a verdim
“Güzel fikir yoksa bu ikisi ter kokusundan bayılacaklar” dedim gülerek. Balkondan çıkarken Marc,

“Kirlileri makinanın içine attım ayrıca kolilerinden birinden çıkan bir kaç havluyu oraya bıraktım”

Banyoya girer girmez eteğimi ve tişörtümü çıkartıp duşa girdim. Kıyafetlerimi makinanın içine atmıştım. Soğuk suyu açtığımda tüm sinirlerim bir anda uyarılmıştı. Bu sıcak günde soğuk duş beni kendime getiriyordu. Göğüslerim uyarılmıştı. Kendimi sabunlarken Marc’ın onları nasıl okşadığını düşünmeye başlamıştım. Marc’ın en sevdiği şeylerden birisiydi bu. Marc’ı düşünürken bir anda Sam ve Jack’in göğüslerime baktığı aklıma geldi. Onların bu şekilde tahrik olması hoşuma gitmişti. Ellerim istemsizce bacak arama kaymıştı. Duş jelinin kayganlaştırdığı ellerim ile kendimi okşuyordum. Sonra bir anda kendime geldim. Hayallare dalarak kendimi tatmin etmemin sırası değildi. Suyun debisini arttırarak tüm köpüğü uzaklaştırdım. Duşatan çıkıp Marc ın bulduğu tek havlu ile saçlarımı ve vücudumu kurulamaya başlamıştım. Kurulanırken göğüslerim ve bacak aramda fazla vakit harcamamıştım. Sonuçta yine kendimi azdırmaya niyetim yoktu. İşim biince havluyu vücudumun etrafına sarıp duştan çıktım. Marc içeriden seslendiğinde yatak odasında girmiş koli yğınları arasında kendime giyecek bir şeyler arıyordum.

“Çıktın mı?”

“Evet”

“Tamam o zaman Sam de sıra” diye eklemişti Marc. Bunu fazla düşünmedim halen kutu yığınları arasında boğuşuyordum. Mutfak eşyaları, ıvır zıvırlar, kırtasiye, kitaplar ama kıyafet hala yoktu.

“Marc, kıyafetlerin olduğu koliler nerede?”

Marc cevap vermedi. Sanki beni duymuyordu. Bir kaç koli daha açtım ama bulamamıştım. Marc kendi kıyafetlerini bulmuştu. Onun kıyafetlerinin yanında veya aynı kolide benimkilerde olabilirdi. Marc gelmeyince yatak odasından çıkarak koridora girdim. Aynı anda banyonun kapısı açıldı ve Sam çıktı . Sam her tarafından sular akar halde çırılçıplaktı. Banyodan bulduğu küçük bir havlu ile koridora çıkmış ve beni farketmemişti. Saçlarını kurularken penisi her adım atışında sallanıyordu. Ne yapacağıma karar veremiyor sessizce koridorda manzaranın keyfini çıkarıyordum. Jake tam o anda koridora girdi ve ikimizide gördü

“Sam, ne yapıyorsun” diye bağırınca Sam olduğu yerde durdu. Bir kaç saniye içinde beni farketmişti. Bir anda koridordan banyoya geri zıplayarak kapıyı kapatmıştı bile.
Ben ilk başta ne yapacağıma karar verememiştim. Hızlıca Jake’in yanından geçip salona girdim. Aslında hepimiz yetişkindik, ilk gördüğüm penis hiç değildi. Her şey normal olmalıydı. Buna rağmen tahrik olmuştum.

Marc salonda yoktu. Kimbilir neredeydi?Ben Marc a bakarken, Sam belinde havlu sarmış Jake ile odaya gelmişti. Üçümüz arasında rahatsız edici bir sessizlik vardı.

“Kusura bakma Sam banyodan çıktığını farketmedim” diyebilmiştim sadece,Jack gülümsüyordu.

“Marc pizzaları almaya gittiği için bu arada duş almamım iyi geleceğini düşündüm” demişti Sam. Ardından yine bir sessizlik. Sam ve Jack in bana baktığını hissediyordum. Üzerimdeki havluyu göğüslerimi kapatmak için yukarıdan sarmıştım. Havlunun çok da büyük olmayan boyutu nedeni ile alt kısım kalçalarımın 2 karış altında bitiyordu. Fakat aradan neredeyse amıma kadar açıklık oluşabiliyordu. Durumu açıklamanın iyi olacağını düşünüyordum

“Kutuların arasında kıyafetlerimi bulamadım. Neyse olan oldu. Hepimiz yetişkiniz. Bir sorun yok benim için” Jake hemen beni onaylamıştı.

“Evet, yemeğimizi yer eski kıyafetlerimizi giyer tüm kutulara beraber bakarız.”
“Güzel fikir. Marc’ı beklerken birer bira daha içelim mi?” Cevaplarını beklemeden hemen buzdolabına yönelerek kapısını açtım alt raftaki biraları almak için eğildiğimde havlunun fazla yukarı çıktığını hissettim. Kimsenin dikkat etmediğini umarak hemen doğrulup arkamı döndüm. Fakat her ikisininde tüm manzarayı gördüğünü görebiliyordum. Sam gülümseyerek,

“Galiba bunu bana borçluydun. Artık durumu eşitledik sanırım” dedi. İçinde bulunduğum stresten dolayı bu cümle bana gerçekten çok komik gelmişti. Bir anda kahkaha ile gülünce Sam ve Jake de gülmeye başladı. Buzlar erimişti. Salona geçerek biralarımızı içmeye başladık. Tamamen konu dışı havadan sudan konuşurken Marc içeri girmişti. Bize göz ucuyla bakıp pizzaları balkona çıkardı.

“Burada sadece havlu ile oturuyoruz. Balkondan bizi görebilirler” dedim

“İkinci kattayız. Sorun olmaz. Bu kadar tutucu olduğunu bilmiyordum” dedi Marc Pizzayı küçük masaya yerleştirirken.
Balkona geçerek olabildiğince az frikik vererek metal sandalyeye oturdum. Havlu olabilen her yerimi örtüyordu. Durumu açıklamak için bir kaç cümle söyledim. Fakat karısının neredeyse çıplak şekilde iki yabancı erkekle beraber oturmasını çok umursamıyor göründüğü için devamını getirmedim. Pizzalarımızı yerken havadan sudan, arabalardan, futboldan konuşuyorlardı. Pizzalar ve yanından bir kaç şişe bira bittiğinde Sam ayağa kalkarak

“Artık iş kıyafetlerimizi giyerek işe koyulmamızın vakti geldi. İsterseniz Liza’ya bir gösteri daha yapabilirim” demişti.Sonunda Marc konuyla ilgileniyor gibi görünmüştü.

“Liza seni çıplak olarak mı gördü?” diye sormuştu Sam’e.

“Evet banyonun kapısında duştan çıkmamı beklemiş sanırım” Demişti daha önceki tüm utangaçlığını bir yana bırakarak.
“Peki seni gördüğünde dönüp gitti mi?”
“Hayır en azından hemen değil” diye yalan söylemişti Sam. Sam in bu yalanına ne tepki vereceğime karar verememiştim. Orada bir elim kucağımdaki havluyu tutarak bir elimle de havlunun iki kenarının ayrılmaması için elimle tutarken konuşmalarını izliyordum.

“Aslında çok adil olmamış” demişti Marc Sam’den bana doğru dönerek. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Neredeyse dilim tutulmuş, karnıma kramplar girmişti.

“Sanırım durumu bir şekilde eşitlemek gerek” Dedi Marc. Sa
“İşte buna hayır demem” diye eklemişti.

Sam içeri geçerek kıyafetlerini giymişti. Bende Marc ile beraber yatak odasına geçerek bir kaç koli daha açtım. Sonunda kıyafetlerimi buldum. Tşört ve eteklerimi görmüş olduğuma sanırım bu kadar sevinemezdim. Hemen bir etek bularak giydim. Üzerime ince askılı penye bir tşört bulmuştum. İç çamaşırlarımı yine bulamadım. Fakat bu halimle bile en sosyetik resepsiyona katılabilecekmişim gibi hissetmiştim. Giyindikten sonra hemen diğer kolileri açma işine geri döndüm.

Saat 3 sularında kolilerin açılması işlemi neredeyse tamamlanmıştı. Dışarıdan kamyonun çalıştığını duydum. Kısa süre sonra Marc odaya geldi.
“Sanırım hepsi bitti. Bir daha taşınmak istemiyorum. Koli açma işi nasıl gidiyor?”
“Yavaş ama emin adımlarla ilerliyor”
“Sam ve Jack iyi çocuklar çok yardım ettiler” dedi Marc.
“Evet”
“Yarın akşam yemeğe davet ettim onları. Onlara borçlu kaldığımızı söylemiştim ya yemekte” dedi göz kırparak. Bir anda ağzım kurumuştu. Sonrasında akşam yemeğinde, yatakta veya kahvaltıda bu konuya bir daha değinmemişti. Konuşmamız olmamız beni rahatlatacağına daha çok gerilmeme neden oluyordu.

Ertesi gün akşam yemeği için biraz alışveriş yaptım. Neyin borcuydu? Ödeme yemek miydi? Tek düşünebildiğim Marc’ın bu şekildeki yaklaşımıydı. Ne olursa olsun ben istemedikçe bir şey olmayacaktı. Olamazdı. Fakat ben ne istiyordum? Daha doğrusu ne bekliyordum. Daha önce Marc ile beraber bir çok çılgınlık yapmıştık. Marc seksi giyinmemi severdi. Halka açık yerlerde kimi zaman elini eteğimin altına sokarak beni azdırıyordu. Eve geçince çılgınca sevişmemiz neden olacak maceralar yaşıyorduk. Fakat bu tür bir yaklaşımla ilk kez karşılaşıyordum. Dün yaşanan diğer ilginç olay kolilerden külotlarımın çıkmamış olması idi.

Saat beşe doğru Marc artık konuklarımızın her an geleceğini söyleyerek duşa girdi. O duştayken bende ızgara için etleri hazırlamaya başlamıştım. Marc tam duşa girerken,

“O benim en sevdiğim mavi yazlık elbiseni giyersen sevinirim” demişti. Bahsettiği elbise tek parça bir kıyafetti. Önü üst tarafından altına kadar düğmeden oluşan, ince kumaştan kısa altı bol, üstte V şeklinde dekolteli yazlık bir etek. Göğüs dekoltesi dikkat etmeden eğildimde oldukça cüretkar olabiliyordu. Etek kısmı mini ve eğildiğimde daha da yukarı çıkıyordu.

Sonunda Sam ile Jack gelmişlerdi. Yanlarında getirdikleri biraları bana vererek içeri girdiler.

“Biraz fazla bira almışsınız hepsini içebilecekmisiniz?” diye sordum.

“Dün getirmiş olduğumuzdan daha fazla içmiştik. Kimseye borçlu kalmak istemeyiz.” Diye cevap vermişti Sam. Borçlu kalma kelimesi sırtımın nedense ürpermesine neden olmuştu.

“Neyse ben bunları buzdolabına yerleştireyim”

“İzleyebilirmiyiz?” diye sodu Jack sırıtarak. Cevap bile vermemiştim. Ne diyeceğimi veya nasıl cevap vereceğimi de bilmiyordum aslında. Buzdolabına yerleştiriken içeride havadan sudan konuşmalar devam ediyordu. Bir ara Marc,

“Soğumuş olanlardan birer bira alabilirmiyiz?” diye seslendi. Bir tepsiye 4 adet bira ve bardak koyarak içeri geçtim. Orta sehpanın üzerine tepsiyi bırakmak konusunda terreddüte düşmüştüm. Eğer eğilirsem sütyensiz göğüslerimi V yakalı kıyafetimden Jack’in gözleri önüne serecektim. Dizlerimi kırarak çömelirsem ne kadar bacak dekoltesi verebileceğimi bilmiyordum. Sehpanın başındaki terretdütüm Marc’ın yardım önerisi ile son buldu. Marc biraları tepsiden alıp herkese dağıtmıştı. Bende hanımefendiler gibi sıfır frikikle salondaki koltuklardan birine geçmiştim.
“Çok güzel görünüyorsun” diye iltifat etti Sam.

“havludan daha güzel bir kıyafet olduğu kesin”

“Aslında ben havluyu tercih ederdim “ dedi Sam ve ‘je ne sais quois’ diye eklemişti.

“Fransızca biliyormusun?”

“Dört yıl fransız okulunda okumuştum”

“Daha bilmediğimiz ne gibi gizli yeteneğin var senin” dedim gülerek.

“Senin bilmediğin bir şeyi kalmadı ki” diye söze karıştı Jack şakayla karışık.
“Evet senin borcun vardı” dedi direk gözlerimin içine bakarak Sam. Geldiklerinden beri bakışlarımı ikinci defa kaçırma zorunda hissediyordum.

“A evet borç”dedi Marc sanki zorlukla hatırlıyormuş gibi. “Borçlar zamanı geldiğinde mutlaka ödenmelidir.” Marc porselen tarlasında fil mi sürmeye çalışıyordu. Ne yapmaya çalıştığını anlayamıyordum.

“Ayağa kalk Liza” dedi yanıma gelerek Marc. Marc’ın elini tutarak koltuktan kalktım. Dizlerim titriyordu.

“Ne yapıyorsun?” diye sordum sonunda. Son 24 saattir kafamı kurcalayan kim zaman heyecanlanmama , kimi zaman huzursuz eden konuyu sonunda sormuştum. Ayaktaydım. Kafamda bir çok soru, korku, heyecan ve belirsizliklerle. Şimdi sırada ne vardı?

“Şişsh” diye fısıldadı kulağıma eğilerek. Beni Jack ve Sam’e doğru çevirdi.

“Şimdi bana borcunu nasıl ödemesi gerektiğini söyleyin” dedi Marc Jack ve Sam’e bakarak. Marc tam arkamdaydı. Ereksiyon olmuştu. Pantolundan ve eteğimin kumaşından bile kalçama dayanan sikini hissedebiliyordum. Amımın ıslandığını hissediyordum.

“Beni dikizledi” dedi Sam. Dikizlemek mi? Aslında kazara olmuş bir olayın nasıl dikizleme olacağını sormak üzereyken Marc benden önce konuştu.

“Dikizleme, doğrumu?” geri dönüp Marc’ın yüzüne bakmaya çalıştım. Fakat elleri ile kollarımı yanımda tutuyordu. Kıpırdayamıyordum bile.

“Ve size ne borçlu olduğunu düşünüyorsunuz bu dikizleme sonrasında?” Ne Sam nede Jack konuşamıyordu. Her ikisininde dili tutulmuş gibiydi. Birbirlerine sonra bana bakıyorlardı.

“Sizde onu görmek istiyorsunuz doğru mu?” diye sormuştu. İkiside sessiz sessiz oturuyordu. Sadece bakıyorlardı. Her ikiside cevap vermekten çekiniyordu. Bense nefesimi tutmuş cevap bekliyordum.

“İsterseniz elbisenin önünden bir düğme açarak başlayabiliriz” dedi Marc aynı anda elbisemin üst kısmından bir yerine iki düğme açarak.

“Aynen bu şekilde” diye ekledi Marc. Düğmeleri açmaya devam ederken. Aşağıya baktığımda elbisenin üst düğmelerinin tamamen açıldığı görebiliyordum. Fakat yine de göğüslerim henüz görünmüyordu. Elbisenin dekoltesi amımın biraz üstüne kadar açılmış üst kısımdan ise göğüs uçlarımın biraz ötesine kadar örtebiliyordu.

“Yoksa daha mı açılmalı?” diye sormuştu Marc yeniden bir kaç düğme açarak. Artık ıslanmış ve amım Jack ve Sam’in gözleri önündeydi.

“Bende bir kaç düğme açabilirim” diye sordu Jack. Duyduğumda itiraz edecektim fakat Marc bileklerimden sıkı sıkı tutarak hareket etmemi engelliyordu.

“Tabii ki yardım edebilirsin” Marc’ın bu cevabı şok geçirmeme neden olmuştu. Kapana kısılmış, aşağılanmış hissediyordum.

“Bununla beraber artık tüm borç ödenmiş olacak. Tamam mı Liza?” diye sordu. Marc. Beynimin her köşesi Hayır kelimesini haykırırken,

“Evet” demiştim. Jack kanepeden kalkarak yanıma geldi. Gözlerimi kapamıştım. Jackin ellerinin göğüslerime temasını ve aşağı kayarak düğmeleri çözmesini hissediyordum. Gözlerimi açtığımda artık göğüslerim tamamen ortada olduğunu görebiliyordum. Şaşırtıcı olan Jack’in göğüslerime büyük bir heyecanla ve şaşkınlıkla bakması olmuştu.

“Sen başladığımız işi bitirmek istermisin Sam?” Sam çoktan hazırdı. Hemen geri kalan tüm düğmeleri çözmüştü bile. Artık vücudum tüm çıplaklığı ile ikisinin önündeydi.

“Vayy süper” dediler her ikisi birlikte. Marc arkamdan bacaklarını bacak arama sokarak bacaklarımıni ayaklarını ile iyice açmıştı. Bu şekilde amımı daha net görünür hale getirmişti. Elbisemin askılarını düşürdüklerinde artık tamamen çıplaktım.
“Düşündüğünüz alacak böyle miydi?” diye sordu Marc ikisine doğru.
“Evet kesinlikle. Peki amına sadece bir defa dokunabilir miyiz?” diye sordu Sam yalvarır bir sesle.
“O sana dokunmuş muydu Sam”
“Hayır”

“O zaman sana böyle bir borcu yok üzgünüm” dedi Marc. Sonrasında saçma bir sessizlik oldu. Kimse konuşmuyordu. Sam ve Jack beklemedikleri manzaraya hayran hayran bakıyordu. Sessizliği bozan Marc oldu.

“Şimdi yemek zamanı, ben etleri ızgaraya yerleştirirken Liza sende salatayı getir. Sam ve Jake de masayı düzenlesinler” Sonunda bitmişti. Elbisemi almak için eğildiğimde Marc benden önce davranıp elbiseyi alarak çöp kutusuna gönderdi.

“Artık buna ihtiyacın yok. Nasılsa herkes herşeyi biliyor. Saklayacak veya arkasına sığınacak kumaş parçalarına ihtiyacın kalmadı” dedi. Mutfağa giderek daha önce hazırladığım salatayı karıştırıp sosunu içine koydum. Jack ve Sam çoktan masaya oturmuştu. Salatayı getirip masaya koydum. Kısa süre sonra Marc elinde etlerin bulunduğu tabakla bize katılmıştı bile.
Yemek başlar başlamaz herkes normale dönmüştü. Normal görünmeyen benim çıplaklığım olsa da artık kimse bakmıyordu bile. Bir ara Marc ile göz göze gelmiştik.Ona bakarak,

“Seni Seviyorum” dedim.

“Bende seni Seviyorum”

Gecenin geri kalanı rüya gibiydi. Çıplaklığı bu kadar sevebileceğimi düşünmemiştim. Herkes gittikten sonra Marc’la başbaşa kaldığımızda tüm günün stresi ve yaşadıklarımdan dolayı hayatım boyunca yaşadığım en güçlü orgazmları yaşamıştım.


Gizli Hayatlar – İş Arkadaşları (2)

Gizli Hayatlar – İş Arkadaşları (2)
Sabah olduğu zaman Canan ne yapacağını düşünüyordu. Bunca yıllık iş arkadaşıyla hem de bir otelin saunasında birlikte olmuştu. Mehmet’i suçlayacak hali yoktu. Adama iş atan oydu. Telefonuna gelen mesaja baktığında Mehmet’ten gelen kahvaltıdayım mesajını görmüştü. Hiçbir şey olmamış gibi davranmak en iyisiydi galiba. Giyinip kahvaltıya indiğinde havadan sudan bahsettiler sadece. Aralarında konuşmadan bir sessizlik anlaşması yapmışlardı. Fuara geçip işlerine dönmüşlerdi. Mehmet’in aklı gecedeydi hala. Devamını getirmek istiyordu ama Canan’ın üstüne çok gitmenin ters tepebileceğini biliyordu. Tam o sırada imdadına biri yetişti. Mal almak için görüştüğü temsilcilerden biri şansına aynı otelde kalıyordu. Kadın 40′ lı yaşların başında sarışın hoş bir kadındı. Konuşmaları esnasında adının Meral olduğunu, İzmir’den geldiğini ve dul olduğunu öğrenmişti. Meral’da Mehmet’e karşı oldukça ilgiliydi. Mehmet kadına karışı sıcakkanlı davranıp ilgi gösteriyordu. Canan bu ilgiden rahatsız olmuştu bir kadın olarak. Ama bir şey diyemiyordu. Mehmet akşam otelde birlikte yemek yiyelim deyince hayır diyememiş. Ama kıskançlık krizleri tavana vurmuştu. Mehmet’e sinir oluyor, hem de kıskanıyordu. Daha akşam birlikte olmuşlar, şimdiyse gözünün önünde kadına iş atıyordu resmen. İşleri bitip çıktıkları zaman ağzını bıçak açmıyordu. Mehmet çaktırmıyor ama durumun farkındaydı. İçinden kıs kıs gülüyordu. Bir kadını tava getirmenin en iyi yollarından birinin kıskandırmak olduğunu biliyordu. Canan yol üstündeki bir AVMde durmasını istedi Mehmet’ten. Mehmet hiç soru sormadan Avmye park etti. Canan bir şeyler alacağını söyleyip Avmye girince Mehmet girişte bir eczaneye girdi. Gecenin ateşli olacağını umuyordu. Kayganlaştırıcı ve uyarıcı haplar aldı. İp kopmuştu artık. 1 saat sonra Canan elinde poşetlerle döndü. Bazıları iç giyim firmalarına aitti. Mehmet işlerin iyiye gittiğine emindi artık. Renkli bir gece onu bekliyordu. Arabayla giderken siki sertleşmeye başlamıştı bile. Otele gidince yemek saatine kadar dinlenmeye karar verip odalarına çekildiler. Mehmet biraz uyuyup duş aldı. Restorana indiğinde Canan’da Meral’de daha gelmemişti. Önce Meral geldi yemeğe. Beyaz, çiçekli spor sayılabilecek bir elbise giymişti. Eteğin boyu çok kısa değildi ama dekolte takdire şayandı. Mehmet karşılamak için ayağa kalkınca samimi bir şekilde sarılıp göğüslerini Mehmet’e bastırmış, yanaklarından ıslak ıslak öpmüştü. Resmen asılıyordu. Mehmet içinden bu hafta bir akşam bu kadını ziyaret etmeliyim diye geçiriyordu. O sırada Canan^’da restorana girdi. Salondaki bütün erkeklerin bakışları da ona dönmüştü. Resmen Tanrıça gibi olmuştu. Siyah mini bir elbise, siyah çoraplar ve yüksek topuklu ayakkabılarla enfesti gerçekten. Saçlarını açık dalgalı model yapmış, Mehmet’le beraber oradaki herkesin aklını başından almıştı. Meral Mehmet’e bakıp:
– Bu gecen renkli olacağa benziyor.
Umarım. Dedi Mehmet’te.

Canan rekabet içindeki her kadın gibi dişiliğini ön plana koymuştu. Meral’de hoş kadındı ama Canan’la yarışamayacağı kesindi. Muhabbet havadan sudan gidiyordu genelde. Mehmet iki güzel kadının arasında kendini Haremin sahibi gibi hissediyordu. Penisi şimdiden hazıroldaydı. Meral bu akşamın galibinin Canan olduğunun farkındaydı. Hiç şansını zorlamıyordu. Yarın için bir teklif sundu ortaya. Otelin kalabalık olduğunu, spa da ortak alanlarda rahat edemediğini söyledi. Ama özel banyo,hamamlar olduğunu istersek yarın fuara gitmeyip keyif yapalım dedi. Bu ucu açık bir teklifti. Mehmet’ten önce Canan tamam dedi. Canan’ın bu tavrı Mehmet’in hoşuna gitmişti. İçkilerin de etkisiyle herkesin keyfi yerindeydi. Meral bu gün çok yorucuydu. Erken yatıcam deyip müsaade istedi. Aslında bu akşamı Mehmet’le geçirmeyi planlıyordu ama Canan bırakmamıştı. Meral kalktıktan sonra bir süre sessizlik oldu. Mehmet ile Canan karşılıklı bakışıp içkilerini içiyorlardı. İkisinin de ne istediği belliydi. İçkiler bitince Canan kalkıp elini Mehmet’e uzattı. El ele restorandan çıktılar. Restorandaki erkekler kıskanç bakışlarla Mehmet’i süzüyordu. Asansöre bindiklerinde Mehmet sağ koluyla Canan’ı kavrayıp dudaklarına yapıştı. Canan karşı koymadı. Ama uzatmadan Mehmet’i durdurdu. Canan Mehmet’i elinden tutup kendi odasına götürdü. Mehmet’e kanepeyi gösterip banyoya girdi. Makyajını tazeleyip çıkınca odanın ışığını kıstı. Mehmet kendini zor tutuyordu ama sabretmesi gerektiğini biliyordu.

Bu gecenin patronu Canan’dı. Bu belliydi. Oyunu kuralına göre oynayacaktı. Canan yavaş adımlarla gelip Mehmet’in kucağına oturdu. Acelesi yoktu. Yıllardır birlikte çalıştığı bu adama karşı kendini dizginlemişti. Bunun için ikisinin de haklı sebepleri vardı ama ip kopmuştu artık. Boşa geçen zamanın acısını çıkaracaklardı. Canan Mehmet’in gömleğinin üstteki düğmelerini açıp ellerini göğsünde gezdirmeye başladı. Mehmet elini Canan’ın üstünde gezdirmeye başladığında ise izin vermedi. İpler O’ nun elindeydi. Yavaşça dudaklarını Mehmet’in dudaklarına götürdü. Dün gecenin aksine yavaş olmak, tadını çıkarmak istiyordu. Mehmet’te oldukça güzel öpüşüyor, ikisinin de ateşi giderek yükseliyordu. Canan, Mehmet’in gömleğini çıkartıp dudaklarını boynuna gömmüştü. Sağ eli ise penisinin üstünde geziniyordu. Mehmet’te Canan’ın bacaklarıyla kalçalarını okşamaya başlamış, bu nefis kadının tadını çıkartıyordu. Bir yandan da boşa geçirdikleri senelere yanıyordu. Canan öpüşmeyi kesip Mehmet’in kemerini çözüp pantolonunu çıkartmaya başladı. Mehmet de hemen yardım etti gelecek ödülü düşünerek. Pantalonuyla bokserını çıkarınca Mehmet’in penisi krallığını ilan edercesine dikilmişti. 18 cm’lik temiz, haşmetli bir penisi vardı Mehemt’in. Canan dün içini dağıtan penisi şimdi görüyordu. Gördüğü hoşuna gitmişti. Parmaklarıyla penisin üstünde gezindi. Pıt pıt atıyordu. Canan çok fazla bekletmeden Mehmet’in kucağına eğilerek Mehmet’in bu güne kadar yaşadığı oral seksi yapmaya başladı. Diliyle penisin tepesini yalayıp ağzına alıyor, sonra da alabildiği kadar emiyordu. Eliyle de taşaklarını okşuyor, Mehmet’i çıldırtıyordu. Eliyle taşaklarla makatı arasındaki bölgeyi okşayarak zevki arttırıyordu. Penisin yeterince sert olduğuna karar verince yavaşça ayağa kalktı. Mehmet yalvaran gözlerle Canan’ a bakıyordu. Canan yavaşça elbisesinin fermuarını açtı. Çok yavaş hareketlerle soyunuyor, Mehmet’e mükemmel bir show yapıyordu. Siyah iç çamaşırlarıyla kalınca sırtını Mehmet’e döndü. Mesajı alan Mehmet, hemen kalkıp sütyeni açıp Canan’ın omuzlarını, boynunu öpmeye başladı. O arada elini Canan’ın stringinden sokup kadınlığını uyarmaya başladı. Mehmet’in parmakları çok becerikliydi gerçekten. Canan’ın aklını başından alıyordu. Yavaşça iç çamaşırını da çıkartınca Canan Mehmet’ i itip koltuğa oturdu. Sağ ayağını Mehmet’e uzattı. Mehmet diz çöküp sırayla ayakkabılarını çıkardı. Canan çoraplarını ayaklarını Mehmet’in göğsünde gezindirdi bir süre. Sonra da ayaklarıyla penisi sıvazlamaya başladı. Mehmet patlamak üzereydi artık. Dayanamayıp Canan’ın kadınlığına saldırdı resmen. Yalıyor,emiyor, dilini sokabildiği kadar derinlere sokuyordu. Canan kendini koyvermişti. Düşünme yeteneğini kaybetmiş, kendini Mehmet’e teslim etmişti. Mehmet birden yalamayı kesip Canan’ı kucaklayıp ters çevirip kendisi koltuğa oturup, Canan’ı da kucağına oturtmuştu. Hiç oyalanmadan penisini dibine kadar geçirmişti. Bu kadar ıslak olmasa Canan’ın canı çok yanardı ama şu an zevkten uçmasına sebep olmuştu ancak. Mehmet Canan’ın alışması için biraz bekledi. Canan kendine gelip içindeki azmana alışınca yavaş yavaş oturup kalkmaya başladı. Tempoyu kendisi belirliyordu. Mehmet dayanamayıp daha önce ilgilenemediği Canan’ın göğüslerini yumuluyordu. Canan göğüslerinden çok uyarılırdı. İyice aklı başından gitmişti. Mehmet acımasızca sömürüyordu resmen. Emiyor,ısırıyor taş gibi memelerin hakkını veriyordu. Canan canı yanınca tırnaklarını Mehmet’in sırtına saplamış ama Mehmet umursamamıştı bile.Zevkten gözü dönmüştü. Mehmet, Canan’ın kalçalarına ellerini pençe gibi geçirmiş, kucağında zıplatıyordu. Neden sonra orta parmağını Canan’ın arka deliğine geçiriverdi. Canan’ın hiç alışık olmadığı bir şeydi ama hoşuna gitmiş,aldığı zevki artırmıştı. Sanki iki erkeğin arasında tost olmuş gibiydi. Gözlerini kapatıp kocasının da kendisini arkadan becerdiğini düşledi. Kocası görse ne derdi acaba ? Mehmet kucağında Canan’ı zıplatırken, arka deliği de yavaşça parmaklayarak Canan’ın teriyle bir taraftan genişletiyordu. Canan farkında değildi ama Mehmet niyeti bozmuştu. Canan’ı kucaklayıp yatağa götürdü. Bu arada çılgınca öpüşüyorlardı. Canan’ı yatağın ucuna yatırıp bacaklarına omzuna aldı. Mehmet ayakta duruyordu. Sertçe pompalamaya başladı. Neden sonra yatağa iyice yerleştiler. Mehmet Canan’ı iki büklüm yapmıştı. Boşalmaya yaklaştığını hissediyordu. En onunda Canan’ı domaltıp kadınlığını yakamaya başladı. İyice yüzü koyun yatırıp altına bir yastık koyup kalçalarını yukarı kaldırdı. İki deliğini de hırsla yalıyor, hem boşalmasını geciktiriyor hem de Canan’ın küçük deliğini ıslatıyordu. Canan daha önce hiç arkadan vermemişti. O yüzden hazırlığın ne için olduğunu anlamamıştı. Mehmet kendini Canan’ın üstüne yerleştirip penisini Canan’ın kadınlığına gömdü. Sertçe bir kaç pompalamadan sonra iyice yumuşattığı arka deliğe giriverdi birden. Canan da şimşekler çakıvermişti birden. Mehmet, Canan’ın karşı koyacağını bildiğinden 19’luk penisini köküne kadar sokmuştu. Canan avaz avaz bağırıyordu. Mehmet köküne kadar girmiş şekilde bekledi biraz. Canan’ın boynunu kulaklarını emerek biraz ateşini alarak rahatlatmaya çalıştı. Canan çıkması için yalvarıyordu ama Mehmet’in öyle bir niyeti yoktu. Canan biraz sakinleşince pompalamaya başladı. Yarısına kadar sokup çıkarıyordu. Böyle olunca Cana da rahatlamış, zevk almaya başlamıştı. Mehmet boşalacağını hissedince hızlandı tekrar. Kasıklarının kalçalara çarpma sesleri odayı doldurmuştu. Son raddeye gelince iyice başına kadar çekip öyle sokmaya başladı. Canan’ın acı zevk karışımı çığlıkları da ortalığı inletiyordu. En sonunda son bir darbeyle Mehmet küçük deliğe kökleyip içindeki her şeyi boşaltmaya başladı. Uzun zamandır böyle zevk almamıştı. İçinden çıkmadan sarılıp yan şekilde yattılar. Devam edecek halleri kalmamıştı. Mehmet iyi geceler sevgilim deyip bir öpücük kondurdu Canan’ın dudaklarına. Canan da aynı şekilde cevap verdi. Sonra kendilerini bekleyen güne hazır olmak için iki sevgili gibi sarılarak kendilerini uykuya bıraktılar.


seks

seks

En Son Eklenen & | & En Çok Okunan & | & En Çok Beğenilen

manitamın kardesini becerdim
Yazar :Gizli Hit : 1141
MERHABA…ilk başta nasılsınız diyeyim..umarım benim hikayemi beğenirsiniz.beğenmesseniz bile okumanızı tercih ederim…kendimi tanıtayım..ben ERHAN..lise 2.ci sınıfta olan kumral saçlı,kahverengi gözlü,1.75 boyunda yakışıklı bir gencim…kız arkadasım olan sibel de lise 2.ci sınıfta idi benim sınıfımda olmasada onunla her zaman buluşuyorduk… dersler boş oldumu arka bahçede buluşurduk..Ama kötü bi niyetimiz yada sex konumuz hiç yoktu ..çok iyi anlaşan sevgililerdik…bir gün derslerimiz boş idi..tabiki sibelin derside boş idi.. beraber okulun dışına çıkmaya karar verdik..okulun dışına çıktık…sonra beraber bi cafe ye gittik…cafe de vakit geçirmeye başladık…sonra sibele bi telefon geldi annesi telefon ediyodu… Ne olduğunu anlamadım hemen masadan kalkıp gitmeliyim dedi ve istersen sende gel dedi bende kabul ettim..sonra ne olduğunu sordum.annen baban falan kızmazlar mı diye sorduğumda hayır çünkü evde yoklar gideceklerdi hasta ziyaretine.tamam dedim ve evlerine doğru yol almaya başladık.Evlerine geldiğimizde salona geçmemi söyledi..Evde hiç kimse yok sanıyordum..ondan sonra sibel mutfaktan cola falan getirdi … beraber konuştuk falan.ondan sonra üstümü değişmeye gidiyorum dedi ok dedim..o gitiikten sonra 17 yaşlarında güzel mi güzel bir kız karşıma dikildi ..kim olduğunu bilmiyordum..sonra kendini tanıttı sibelin kız kardesi edaymış..sarışın uzun boylu mavi gözlü güzel bi fettan Biz eda ile oturup konuşurken sibel geldi.eda ile konuştuktan sonrasibelin cep tlf. nu çalmaya başladı..arayan sibelin amcası kızı ayşe idi.ayşe sibelin evlerine gelip yardım etmesini istemişti sibelde kabul etti..bana dönerek erhan sen eda ile burda otur ben geliyorum dedi bende kabul ettim ama geç olmasın dedim.. sibel dış kapıyı kapatıp gitti.biz eda ile başbaşa kalmıştık birden eda ya erhan ben odama gidip geliyorum dedi ok dedim..geldiğinde üstte mavi bir badi alttakısa mini bi etek giymişti…ben iyice tahrik olmuştum ve kafama taktım eda ile birl,ikte olmalıyım diye… Eda karşıma oturdu altta kırmızı kilodu gözükmeye başladı bende gözümü ordan ayıramadım …eda baktığımı görünce kendini düzeltmeye başladı…sonra ben edanın yanına oturdum..beraber konuştuktan sonra eda ya bi mahsuru yoksa odanızı görebilirmiyim diye sordum oda tabi dedi..beni kendi odalarına götürdü..kapının önüne geçip eda senden hoşlanmaya başldım senle beraber olmak isterim dedim eda ise kabul etmedi bende hemen yanına yaklaşıpellerinden tutup dudaklarına yapıştım..o istemiyodu ama ben onu kuvvetimle yatağın üstüne attım…ellerimi göğüslerinin üzerinde gezdiriyordum. sonra elimi mini eteğinin altından bacaklarını okşamaya başladımeda ise bağırıyordu çıüğlıklar atıyordu ama ne fayda…sonra elimi yukarıya . çıkarıp elimi kilodununun arasına sokuverdim..sulanmış olan ammını iyice okşuyorduum … sonra fermarımı açıp aletimi ağzına dayamaya başladım..ne kadar istemesede ben zorla ağzına koymasını sağladım baktımki oda zevk alıyordu..sonra yumuşamaya başladı ve sikimi boşaltmaya karar vermişti.. sonra kendi elleriyle beni soymaya başladı…oda soyundu sikimiş göğüslerinin üzerinde gezdirmeye başladım…kız tam zevke gelmiş ti..sonra . sikimi aşağıya doğru indirdim ve ammının üzerinde de gezdirmeye başladım. zevke gelen şıllık sok sok diye çığlıklar atıyodu..yavaş yavaş içine sokmaya başladım bide baktım kız çığlıklar üzerine çığlıklar atıyodu…sonra da tam kökledim ammına..bir iki saat ammına gidip geliyodum sonra tam boşalayacağım zaman ağzıma koy ağzıma kooy diye bağırıyodu hemen aletimi ammından çıkarıp ağzına koydum ve bütün minelerimi iyice yuttu. sonra beraber banyoya girdik banyoda bile sikim akıllı durmuyordu.banyo yaptıktan sonra hemen giyindim o ise banyoda hala kendini parmaklıyodu. Sonra giyinip yanıma geldi ve bunu hergün yapalım dedi canı çok ama çok istiyodu bende tabiki dedim..sonra hafta da 2 gün evlerine gidiyodum..fırsat buldukça onu beceriyordum sibelin ruhu bile duymuyodu…Bi dahaki hikayemde sibelli sexse ikna ettğimi anlatacam..


Dört Adam Kızımı Doyurdu

Dört Adam Kızımı Doyurdu
Dul kaldığımda üvey kızım 3 yaşındaydı. Ona ben baktım, hala benimle yaşıyor. Artık genç bir kız oldu. O genç kız olduktan sonra da hem mahalle hem de en yakın arkadaşlarım bana epey samimi davranmaya başladılar. Sık sık ziyarete geliyorlar, gelirken hediyeler, içkiler, hatta sadece yemek içmek değil de kızıma da hediyeler alıyorlar. Artık bu o kadar nromal durum oldu ki gelen elbiseleri kızım prova ediyor, salona çıkıp manken gibi eteklerini savurup şuh bakışlar atarak salınıyordu. Onlar da bir yandan alkışlıyor bir yandan da kızım onlara gidip yanakalrını ufak öpücükler kondurarak teşekkür ediyordu. Bir ara farkettim ki bazen de kızımın bacaklarına ellerini koyup sıvazlayanlar oluyordu. Bu manzara karşısında tahrik olduğumdan ses etmiyordum. Nereye kadar giderse gitsin dedim.

Sonunda olan oldu ve kızımın yaşgününde arkadaşlar ona tanga ve jartiyer hediye edip altın taktılar. Birlikte yedik içtik, onlar kızımla dans ederken ben videoya aldım derken gece kızım yatmaya gideceği zaman arkadaşlar hediyeleri giyip bir defile sunmasını rica ettiler. Hediyeler iç çamaşırı olunca utandı kızım. Bana baktı. Ben heyecanlanmıştım, gülümsedim. Peki dedim. Kızım yatak odasına gitti ve beş dakika sonra minik oval beyaz poposuna kadar tüllü mini askılı bir body ve ipli dantelli bir tanga ile odaya girdi. Saçlarını dağıtmış, memesinin ucunu kabartmıştı. Ufak elma kadar memeleri dim dik poposu kalkık duruyordu. Hepimizin dili tutulmuş onun beyaz çıkık ufak yuvarlak hatlarına bakıyorduk.

Oda sıcak olduğu kadar heyecandan hepizi ter de basmıştı. Herkes onunla dans etmek istiyordu. İlk benim hakkım olduğunu söyledi biri, hadi bize yol açılır sen dans et önce dedi. O an kızımı yarı çıplak memeleri gözlerime bata bata kollarımda düşününce sikim kalktı. Dansa ederken kzım da o kadar samimi davranıyordu ki, sıcaklığı göbeğine degen penisime yaymaya başlamıştı. Boynuma sarıldı incecik belinden sıkıca tuttum ve kasıklarına bastırdım. Dansın ritimleri sırasında fermuarımı azcık açıp sikimin kafasını kızımın göbeğine yasladım. Sıcak tenine bastıra bastıra dans ederken ohhh diye ılık ılık pantolonuma çekip boşaldım. Hepsi gördü.

Bunun üzerine ikisi üçü birden kızımla dansa kalkıp etrafında daire oldular. Hepsi de siklerini çıkarmış ona değdiriyorlardı. Kızıma daha kıvrak dans et diyorlardı. Ellerini omuzlarını tutup öpüyor ve kalçasını oyanttırıyorlardı. Kızım erkekleri baştan çıkardığından onlara parmakalrını yalatıyor, koca adamlara tepeden bakarak ayaklarını öptürüyordu. Kızımın bacaklarını yalamaya başlamışlardı. Dördü de köpek gibi dillerini çıkramış kızımın ayak topuklarını, badırlarını, poposunu göbeğini yalıyorlardı. Benimki de tekrar kalkmış yerimde duramıyordum. Nihayet kızımı yere diz üstü çöktürdüler. Zaten açıkta olan siklerini kızım tutup ovuyordu. Ben de aralarına girip kızımın suratını ellerimin arasına aldım. Ağız o şeklinde açıldı. Sikimi o ufak dudaklarına gömdüm. Hala keskin meni kokusu vardı, yüzü buruşarak emmeye başaldı. “Mmm, mmmm,”

Arkadaşlar beni zor ayırdılar. Kızımın ılık ağzından sikimi çektiler. Sonra Hakkı (55 yaşında esnaf) tutup ağzına soktu. Hakkı kızımın dudaklarını pamraklarıyla ovarak kıp kırmızı yaptı. Sikini kızımın ağzından çekip eğildi bir güzel emdi dudaklarını. Sonra Serkan (49 Muhasebeci) kızımın dudakalını emdi, sikine azcık sokup ağızında kadırdı. Kızımın çenesi yorulmuştu. Bunun üzerine kanepeye yatırdılar. İkisi ince uzun bacaklarını ayırdı kızımın. Diğer ikisi bacak arasına uzandı. Biri poposunun arasına diğeri amına dilini uzatıp yalamaya başladılar. Kızım arka deliğine değen her dilden sonra amını ayırıp Tahsin’in pala bıyıklarına batırıyordu. Tahsin fırça gibi sert kıllarını kızımın pembe minik amının dudakalrına sürttükçe kızım poposunu kaldırıp indiriyordu. Ben de o çığlıklar attıkça dudakalrını öpüp memelerini okşamaya başadım. Kızım muhteşem bir doyum yaşıyordu. Çığlık atarken dudaklarımı kemirdi, dudakalrımı ısırıp emiyordu. Elleriyle diğer ikisinin sikini koparırcasına çekiştiriyordu. Sonunda ard arda bir uzun iki kısa orgazm yaşayıp bitkin ve te içinde kanepeye yığıldı kaldı. Kimse tatmin olmamıştı. Kazık gibi siklerle salonda kalakaldılar. Onlara bir teklifte bulundum. Kızımın yüksek ateşi var diye aşağıdaki hemişer bayanı eve çağırmak. O kızımı bu halde muayene ederken odaya girip onu sikmek. Ona tecavüz etmek istemiyordu kimse, nasıl olacaktı? O kız liseye giderken bana bir kaç kere siktirmişti. Okudu hemşire oldu. Alesinin yanına döndü. Şimdi hayır demez nasıl olsa.

Kız şimdi yirmidört yaşında iri memeli hoş sıkı popolu bir lokum olmuştu. Eve uzun geceliği ile geldi. Elinde derece vardı. Kızımın yarı çıplak kilotsuz memesi açık body içinde yattığını görünce şaşırdı. Sevgilisi vardı, o yüzden dedim. Sevişiyorlardı birden bayıldı. Yanına varıp çok çekici olduğunu, hayranlık duyduğumu anlatırken o da kızımın koltuk altındaki dereceyi elinden düşürdü. Titriyordu. Geceliğinin altına elimi soktum. Gözlerini yumdu, yapma, dedi. O zaman genç kızdım, şimdi nişanlım var artık. Ben de benimle evlenirsin dedim. Elimi amına dokundurdum. Başını kızımın gögüsne koyup gözlerini yumdu. Karım olmanı istiyorum dedim.

Geceliğini sıyırıp yuvarlak lop kalçalarını ellerimle ovmaya dudaklarımı belinden kıçının arasına doğru gezdirmeye başaldım. Mmmm. Canımmm. Karıcım. O da yavaş kız uyanacak diye uyardı. Uyandırmam. Derken deliğini bulup dilimi sokunca “ayyyy” diye dilini çıkardı. Kızımın çıplak göğsüne yaslı başı onun memelerinin üstünde yaylanıyordu. Kalkıp arkasına çömeldim. Silimi amıan sürttükçe “Söz ver evlenecek miyiz, yoksa vermem!” dedi. Söz verdim. Ama bir şartla. Benimle grup seks yaparsa. Diğer karımı buna razı olmadığı için bırakmıştım. Razı olursa ev ve araba da onun olacaktı. Hadi sik dedi. O anda da amı açıldı belini çukurkaştırdı. Sikimi kaydırdım. Ateş gibi yanan nemli amında zevkten inliyordum. Girdikçe giriyordum. Uzanıp başını tuttum, kızımın ufak memesini ağzına verdim. Em dedim. Utanıyorum dedi. Bunun üzerine eşarbı boynundan alıp gözlerini bağladım. Geceliğinin askısıyla da ellerini. Şimdi em dedim. O kızımın memesini ağzına aldı. Emmeye başaldı. Sessizce arkadaşlar odaya geldiler. Ben yerimi Tahsin’e bıraktım. Onun siki kısa ama kalındı. Birden “ohhh” diye inledi. Diğer biri kızımın üstüne uzandı, biri sikini kızımla hemşirenin dudaklarının arasına soktu, biri yere uzanıp yüzü hemişirenin kalçasına bakacak şek**e arkadan amını sikine oturttu. En genç olan da hemşirenin kalçasına binip götüne sürtmeye başladı. Bir ben açıkta kalmıştım, o genç arkadaşın arkasına geçtim. Parlaktı zaten. Fırsat bekliyorduk.

Kızım amına giren Hasan’ın verdiği acıyla uyandı. Nefessiz kalmış durmadan bir sik yalayıp gözü açılan hemşinenin saçalarını çekiştiriyordu. Hemşire kızıma “bana enne de” diyordu. “Ohh annecimmm.”

Çok sürmedi, hemşire kızın götünde sikler patlamaya başladı. Boşalan gelip onun arkasına son kere sokuyordu. Gençliğinden beri anal seks yapan kadın sikleri yuttukça haykırıyordu. Ohhhh. Ben de gecede üçüncü kez gelemk üzere kızımın dudakalrını açıp sikime ağzını oturttum. Al canım, al bebeğim. Em kızım. Mmmm. Ilık ılık boğazına akıttım.

Ertesi gün hemşire yine bana uğradı. Nikah günü için randevu almış. Bekarlığa veda partisini nasıl yapacağız onu konuştu. “Bu kez kızın olmasın, tek olayım ne dersin?”

Alıntıdır


londradan misafirler – 1

londradan misafirler – 1
Londra Heatrow dan havalanalı bir saati geçmişti. Business class ın keyfini içtiğim 15 senelik viski ile çıkarıyordum. Bir haftalık uğraşım sonunda elde ettiğin başarının heyecanı ise müthişti. Nerdeyse senelerce emek erdiğim işimin tamamı elimden gidecekken, yaptığım ticari manevra sonucu tekrar, hem de daha fazlasıyla başarılı bir iş potansiyelini hayata geçirmiştim. Artık bunu kutlamak İstanbul’a geri dönünce bu ticari manevranın gerçekleşmesinde önemli rol oynayan diğer kişilerle bir araya gelirince kaçınılmaz olmuştu. Hele bu kişiler muhteşem eşim ve güzel baldızım olunca, değmeyin keyfimize. Hepimiz verdiğimiz emeğin, geçirdiğimiz yorucu saatler ve günlerin, harcadığımız onca paranın karşılığını tabiî ki alacağız. Büyük bir holdingde yönetici olarak işe başladığım yıldan bu güne tam 5 sene geçmişti. Geçen zaman içinde temsilciliğini yaptığımız firmaların sayısını iki katına çıkartmıştım. Bunların arasında en çok iş potansiyeline sahip olan İngiliz firmasının temsilcileri ile Londra’da görüştüğüm sırada bir gariplik sezmiştim. Adamlar bana biraz gergin geldiler görüşme esnasında ki hareketleri bunu söylüyordu. Nedenini ise sonradan çözmüştüm…
Rakiplerimizin bizden habersiz bu firma yetkilileri ile temas kurup onları İstanbul’da ağırlamak üzere harekete geçtiklerini yaptıkları küçük bir hatadan öğrenmiş ve karşı harekete geçip ben daha önce davranmıştım. Ticarette her zaman risk vardır ama enformasyon ağınızın genişliği de bu riski minimize eder. Rakip firmamız aynı turizm şirketinden bilet aldığımızı bilmediğinden tesadüfen John ve Allan ın uçak biletlerini aynı yerden satın almışlardı. Tabii senelerdir çalıştığım turizm şirketinin bana sadık olan elemanı bu bilgiyi sızdırmış ve büyük bir zararın eşiğinden dönmüştük. Tam 5 senedir tüm seyahat organizasyonlarımızı yapan bu şirketin sevimli bilet memuresi Pelin çok güzel bir hediyeyi de hak etmişti benden. Loui Vitton çanta, bana kazandırdıklarının yanında bu pahalı hediye inanın sönük kalırdı. Eşim ve baldızım ise daha yüklü hediyeleri hak etmişlerdi çoktan. Bunu daha dönmeden ayarlamıştım. İkisi içinde birer pırlanta set hazırlatmış ve yaz tatilimizi geçireceğimiz 7 yıldızlı otelimizde bir villa ayarlamıştım. Sanırım bunlar çok hoşlarına gidecekti. Uçakta bunları düşünürken yemek servisinin başladığını gördüm ve İngiliz bayan hostesimizin narin elleri ile uzattığı menüyü inceleyip sadece aperatif bir şeyler istedim. Zira akşam yemeğini üçümüz bir arada yemeyi planlamıştık. Sizi daha fazla merak ettirmeden hikâyenin başına dönelim.
Rakiplerimizin yaptığı bu atağı öğrenir öğrenmez İngiliz firmasının genel müdürü John u telefonla aradım. Kendisini hemen ziyaret etmek istediğimi ve konunun çok önemli olduğunu söylediğimde saat sabahın dokuzu idi. John daha kahvesini yeni yudumlamaya başlamış olmalıydı ki ki sesi son derece meraklı ve şaşkın geliyordu. Benim bu ısrarlı tavrım üzerine randevuyu hemen kabul etti ve tam 20 dk içerisinde yanındaydım.
John 50 yaşında uzun boylu devamlı spor yapan yakışıklı bir adamdı. Kendisi ile geçen sene Londra’da bir fuarda tanışmış ve işbirliğine başlamıştık. Bir sene içerisinde beklediğimizin çok üzerinde bir ticaret hacmi yakalamıştık. Bu da tabiki rakiplerimizin iştahını kabartmıştı. Vakit kaybetmeden konuya girdim. Rakiplerimizin atağından hiç haberim yokmuş gibi davranıp şöyle dedim ’’John, birlikte çalışmaya başlayalı bir sene oldu ancak sen daha bizim firmamızı ve İstanbul’u görmedin. Bu iyi işbirliği yapan firmalar arasında olmaması gereken bir şey. Dün akşam İstanbul’dan aldığım bilgiye göre, çıkan raporlarda firmamızın en yüksek cirolu iş yaptığı şirket sizinki olmuş. Yönetim kurulu başkanımız beni bizzat kendisi arayarak sizinle acilen tanışmak ve bunu da bu hafta sonu gerçekleştirmek istediğini söyledi. Sizlerin onuruna küçük bir davet düzenlenecek ve buna katılmanız inanın firmalarımız arasındaki işbirliği açısından çok önemli olacak, Galiba Ortadoğu’ya açılma planını sizlerle birlikte yapmak istiyorlar. Bu sizin içinde çok ciddi bir fırsat olabilir.’’ Kısa bir soluk alıp karşıdan gelecek cevabı beklemeden devam ettim ‘’Sekreterime tüm talimatları verdim Bu hafta sonunda sizler için gerekli organizasyon şu anda yapıldı. Sanırım siz de İstanbul’a ilk defa geleceksiniz. Bunu muhteşem bir anı haline getirmek için elimizden gelen gayreti göstereceğiz inan.’’ John kahvesinden bir yudum aldığında suratı allak bullak olmuş rengi hafif kızarmıştı. Suratında çaresiz bir gülümseme belirdi ve ‘’uhhhmm..bilmem ki bu hafta sonu aslında planlarım vardı. Fakat şirketinizin bu teklifi gerçekten ilginç. Sanırım kabul etmekten başka çarem kalmıyor. Ancak konu Ortadoğu olunca o bölümün sorunlusu olan Allan’ı da beraber getirmek zorundayım Sanırım bu daha doğru olur’’ dedi. Bende “memnuiyetle tabii neden olmasın” deyip organizasyon için gerekli tüm rezervasyonların yapılması için cep telefonumdan sekreterimi arayıp bilgi verdim. Daha fazla vaktini almayıp elini sıktım ve ayrıldım. Günlerden çarşambaydı ve İstanbul’daki hazırlıkları yapabilmek için hemen dönmeliydim. Aynı gün İstanbul’a geri dönüp akşam eve geldiğimde konuyu karım Nil’e açtım. İnanılmaz bir hikâye dedi. Bu şirketi kaybetmenin mesleki kariyerim için ne demek olduğunu bildiği için derin bir iç geçirdi ve birlikte ağırlama planları yapmaya başladık. Sonuçta bir hafta sonumuz vardı.
Hem iş görüşmeleri hem de İstanbul u gezmek için yeterli vakit ayırmalıydık. Ertesi gün Hilton otelinde bir süit daire ve geçişli olarak büyük bir oda rezervasyonu yaptık. Bir limuzin hafta sonu için bize tahsis edilecekti. Ayrıca lüks bir motor yat boğaz ve adalar gezisi için ayarlandı. Bütün bunları nasıl yetiştirecektik bilmiyorum ama başarmak zorundaydık. Bu nedenle Cuma sabahından başlayan bir program yaptık ve John’da bunu kabul etti. Cuma sabahı havaalanındaydım. Allan’ı tanımıyordum ve açıkça nasıl biri olduğunu da merak ediyordum. Zira bu iş birazda ona bağlıydı. İşte John kapıdan çıkıyordu, şık bir takım elbise vardı üzerinde ve birazdan Allan da geldi yanına. Allan, John dan biraz daha kısa ve kilolu bir adamdı. Ancak sempatik tavırları vardı ve zor birine de benzemiyordu. Vakit kaybetmeden limo ya atlayıp doğru Holding merkezine hareket ettik. Toplantı salonuna girdiğimizde yönetim kurulu başkanı ve diğer idari müdürlerden 2 kişi le birlikte kısa bir tanışmadan sonra hemen iş görüşmeleri başladı. Yaptığımız öneri onlar için mükemmeldi. Ortadoğu’daki stratejik partnerleri olacaktık ve bu onlar için önemli bir yatırım unsuruydu. Bir saati aşkın süren toplantıdan sonra iyi niyet mektupları imzalandı ve müsaade isteyip ayrıldık. Ben John ve Allan la birlikte hemen Hilton a yöneldim. Odalarına çiçekler koydurmuş bir şişe Fransız şampanyası ve çeşitli ikramlarla donatmıştık. Bunu görünce şaşkınlıklarını gizleyemediler. Her şey yolunda gidiyordu. Bunu rakiplerimizin de görmesini isterdim doğrusu.
Güne erken başlamak, seyahat ve iş toplantıları onları bir hayli yormuştu. Öğleden sonrasını dilenerek geçirmek istediklerini söylediler. Ancak tam ayrılmak üzereydim ki John bana akşamki program da kendilerine eşlik edebilecek bayanlar olup olmadığını sordu. Ben çok kısa bir tereddüt geçirdim ve bunu halledebileceğimi söyledim. John Türk bayanlarını çok merak ettiğini onların ne kadar gizemli olduklarını duymuş ki akşam için şimdiden çok heyecanlandığını söyledi. Tabii Allan’ı da unutmamak lazım dedi. Ben mesajı almıştım Yanlarından ayrıldım ve Limo ya dönerken ne yapacağımı düşünmeye başlamıştım bile.
Aslında profesyonel olarak çalışan escortlarda vardı ancak John’un anlatımı bana geleneksel Türk kadınını tanımak istediğini çağrıştırdı. Bunu da halledebilirdim İnanmayacaksınız ama evli ve maddi durumları bozuk birçok ailenin hanımları böyle bir iş için hazırdılar. Hem de yaşları 25 – 30 arası. Bunu tesadüfen keşfettim. Daha önce tanıdığım bir ailenin hanımı bana bunu bizzat kendisi ima etmişti. Telefon numarasını bulup hemen aradım. Müge 25 yaşında lise mezunu iki yıllık evli ancak eşinin iş sorunları olduğu için maddi zorlukları olan bir ev hanımıydı. Hoş bir fiziği vardı. 165 boyunda 55 – 60 kg civarında yuvarlak hatları olan bal rengi gözleri ve etli dudakları ile gerçekten seksi bir hatundu. Az derecede İngilizce de konuşuyordu. Kendisine bu akşama için müsait olup olmadığını sorduğumda aldığım olumlu cevap beni çok sevindirmişti. Ancak Mügeye bir arkadaşının daha olup olmadığını sorunca aldığım cevap beni iki kere sevindirmişti. Kendisi ni ziyarete gelen bir akrabasının 20 yaşındaki kızı da bize katılabilirdi. Tarife göre müthiş bir kızdı. Aslı 170 boyunda uzun sarı saçlı manken ölçülerinde ve iyi derecede İngilizce konuşan bir üniversite öğrencisiydi. Doğuda bir üniversitede öğrenim görüyor ve kısa bir tatil için ise İstanbul’da bulunuyordu.
Kendilerine hemen hazırlanmaları için talimat verdim. Mügenin banka hesabına internetten para havale ettim ve gece için şık ve seksi birer kıyafet ile uygun iç çamaşırları almalarını daha sonra da modern bir saç, makyaj için kuaföre gitmelerini söyledim. Akşam kendi imkânları ile Hilton oteline gelecekler orada buluşacaktık. Mutaassıp bir mahallede oturdukları için dikkat çekmek istemiyorlardı. Fakat Mügenin kocasını nasıl ikna edipte gece kalacağını merak ediyordum doğrusu…
Bu işleri de hallettikten sonra artık bende biraz dinlenmek için eve geri döndüm.Nil yine muhteşem güzelliğiyle beni kapıda karşıladı.28 yaşında tüm ihtişamı ve zarafetiyle çok alımlı bir kadındır karım.17 yaşında katıldığı güzellik yarışmasında ikinci olmuş daha sonrada bir kaç reklam filmi çevirmişti. Benimle evlendiğinde tam bir ev kadını oldu ancak güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemişti.178 cm boyunda 59 kg ağırlığında 90– 65- 95 ölçülerinde, beyaz tenli, saman sarısı saçlı, zümrüt yeşili gözleri ve devamlı spor yaptığı için mükemmel bir vücudu vardı. Geniş omuzları, dolgun göğüsleri ve yuvarlak kalçaları, uzun bacaklarıyla birleştiğinde ortaya muhteşem bir kadın çıkıyordu. Bunu seksapeliyle de birleştirince inanın yanından geçerken çarpılmamanız mümkün değildi. Akşam için boğazda balık yemeyi planlamıştık. Ancak Nil bize katılmayacaktı. Ben kızlarla Nil’in karşılaşmasını istemiyordum. Baldızım ’’ Nurla birlikte evde tv seyreder seni bekleriz hayatım’’ diyerek de makul karşılamıştı bu isteğimi. Akşam saat yedi de lobby de kızları bekliyordum. Lobbynin sonundaki barda oturdum ve bir viski söyledim kendime. Çok geçmeden Müge ve Aslı göründüler. Müthiş bir ikili olmuşlardı ki yanıma gelirken çevrenin tüm bakışlarını üzerlerinde topladılar. İkisinin de üzerinde şık ve dekolte kıyafetler vardı Saç ve makyajları ise pahalı bir kuaförden çıktığını söylüyordu. Gecenin programını kısaca anlatıp bu misafirlerin benim için ne derece önemli olduğunu ve çok memnun ayrılmaları için kendilerinin ellerinden gelen her şeyi yapmalarını istedim ve bunun karşılığında ise alacakları ücreti duyunca ikisinin de gözleri sevinçle parlamıştı. Kızlar kendilerine birer içki söylerken John ve Allan yanımızda bitivermişti. Hemen kısa bir tanışma faslından sonra John Aslının Allanda Mügenin yanında oturmuş neşeli bir sohbete dalmışlardı. Yarım saat kadar sonra içkilerimizi bitirip akşam yemeği için Boğaza hareket etmiştik. Hemen denizin kenarında yer alan nefis bir restoranda mükellef bir akşam yemeği ve yanında da tabi ki rakı içmiştik. Kızlar rakıya alışkındılar ancak misafirler tam öyle değildi. Hızla içtikleri rakı etkisini kahkahalarda sıcak yakınlaşmalarda gösteriyordu. İnanın tatlı bile yemeden otele dönmek istediklerini ve gecenin devamında hanımlarla keyifli bir şekilde eğlenmek istediklerini söylediler, bu beni ne kadar mutlu etmişti bilemezsiniz.
Onları otellerine bıraktıktan sonra hızla eve döndüm. Her şeyin çok iyi gittiğini Nil ve Nurla paylaştığımda bizde ufak bir sevinç yumağı oluşturmuş birbirimize sarılmıştık. Nur, Nil’den 2 yaş daha büyük ancak fizikleri nerdeyse birbirinin aynı olan son derece esprili, yaşamdan keyif almasını bilen dul bir hatundu. Yalnız Nur kumral saçları, buğday ten rengi, iri koyu kahve gözleri ile eski Mısırlı kadınlara benzerdi. Eşinden boşanalı iki sene olmuş, yaşadığı mutsuz evliliği unutmanın çabası içindeydi. Bu nedenle zaman zaman bizi ziyaret eder ve hep birlikte eğlenirdik. Serbest bir kadın olduğundan cinsel hayatını da özgürce yaşardı. Erkek arkadaş seçiminde çok nazlı davranmaz hoşuna giden bir erkeklerle de ilk gece birlikte olmaktan kaçınmazdı. Bizim evde bir kaç kez erkek arkadaşı ile birlikte olduğuna ben şahit olmuştum.
Ertesi günün programını birlikte konuştuk. Öğleden önce kısa bir şehir turu yapacaktık. Öğleden sonra ise Ataköy Marinadan lüks bir motor yatla denize açılacaktık. Motoryat benim bir arkadaşıma aitti. Nil ve ben arkadaşımın yatıyla defalarca gezmiştik. Biz yaşlarda başarılı bir işadamı olan Mete bize severek yardımcı olacağını söylemişti. Nurda ilk kez bizimle birlikte tekneye çıkacağı için çok sevinçliydi. Sanırım biraz da Mete’yi merak ediyordu. Cumartesi sabahı otele gittiğimde saat 10 du ve kızlar çoktan oteli terk etmişlerdi. Odayı aradığımda John kahvesini içiyordu, 5 dakika içinde aşağıda olacağını söylerken son derece mutlu bir ses tonu vardı. Sultanahmet’e doğru yol alırken, John ve Allan geceyi nasıl geçirdiklerini anlatıp inanılmaz derecede memnun kaldıklarını büyük bir coşku ile ifade etmişlerdi. Kızların ikisinin de müthiş bir seks fırtınası yaşattıklarını hatta gecenin ilerleyen saatlerinde grup olarak birleşip inanılmaz keyifli saatler geçirdiklerini söylediler. Bu kızları yatakta bende çok merak etmiştim şimdi doğrusu…….
(hikaye tamamen kurgusal, gerçekle bir alakası yoktur)


YASAK DUYGULAR 8

Mutfakta yemek hazırlarken kendimi garip hissediyordum. Perdelerimi tamamen kapatmak zorunda kalmıştım çünkü ilk defa mutfağımda, sadece iç çamaşırlarım ile yemek hazırlayacaktım.
Aslında beni gayet heyecanlandıran bir eylemdi bu. Daha önce, böyle yapacağımı hiç düşünmemiştim. Ama yapıyordum işte. Yumurtaları kırdığım sırada oğlum içeri girdi. Üzerini giyinmiş, saçlarını taramıştı. Hazırlanmıştı. İlk defa, bu kadar hızlı bir şekilde. Onu böyle motive edebileceğimi bilmiyordum. Bu yöntem gerçekten de inanılmaz etkiler yapıyordu. Bu, beni bile şaşırtmıştı. Daha öncesinde hiç bu kadar dediğimi yapan, hemen tepkiler gösteren biri olmamıştı. Resmen ne istersem yaptırabiliyordum ona. Elimde sihirli bir değnek vardı sanki ve yapmam gereken tek şey sallamaktı. Sonrası, sihir gibi işliyordu zaten.
“Gel bebeğim, otur hızlıca yemelisin. Geç kalmak istemezsin.” dedim ona doğru dönerek göz kırptığım sırada.
Hemen oturdu, sadece kalçalarıma bakıyordu. Kalçalarıma iyi bakmıştım. O yüzden onun bu bakışları beni şaşırtmıyordu. Ancak bir yandan da… Hoşuma da gidiyordu…
Hemen önündeki tabağa, ısınmış tostunu koydum. İkiye bölmüştüm.
“Hadi canımın içi, hızlı ye. Çay mı içeceksin, yoksa portakal suyu mu?” diye sordum.
O sırada hafifçe eğilmiş olduğumdan, gözleri sütyenimin üst kısmından gözüken göğüslerime dikilmiş bir haldeydi. Sanki hipnoz olmuş gibi, yanıt vermiyordu. Tezgahın önüne döndüğümde, tekrar gözleri kalçalarıma takılmış durumdaydı.
“Canım?” diye sordum bir anda uyanmış gibi oldu. Kafasını hafifçe salladıktan sonra, gözü tekrar önündeki tabağına dönmüştü.
“Portakal suyu mu, çay mı?” diye sordum bir daha gözlerinin içine bakarak.
“Hmm… Portakal suyu…” dedi, resmen içi geçiyordu. Bana bakarken, bu kadar etkileneceğini bilmiyordum. Halbu ki plajda da görmüştü kaç kere. Bir de giydiğim bikiniler genelde dar olurdu. Ona rağmen böyle bir etki bırakmak şaşırtmıştı beni de. Sanırım aradaki fark tamamen psikolojikti. Sonuçta plajda pek çok izmit eskort çıplak beden vardı ben de oradaki normal insan profilinden biriydim. Ancak, mutfakta iç çamaşırları ile kahvaltı hazırlayan bir anne… İşte sıra dışı olan buydu.
Buzdolabının kapısını açtım ve uzanıp portakal suyunu aldım. Kapağını açtıktan sonra, üst raftan aldığım bardağa doldurdum. Bardağı elime alıp, masaya doğru yürürken, belime bakıyordu, bacaklarıma… Ve de göğüslerime, önündeki yemeğine dokunmamıştı bile. Amacımı kaçırmaya başlamıştım ve bu durumu hiç istemiyordum.
Bardağı masaya koydum, koyarken, direk göğüs dekolteme kaymıştı gözü. Gerçekten de etkimde kalmıştı, sanki hipnoz olmuştu. Bu durum, çok garip geliyordu. Ancak içimde bir şeylerin de harekete geçtiğini hissediyordum. Daha önce hissetmediğim bir takım duyguların, bir ateşin ilk kıvılcımı o anda çakmıştı sanki. Daha önce bana hiçbir erkek böyle hayran bir şekilde bakmamıştı. Bu bakışlardan, asla ama asla tereddüt etmezdim. Çünkü onun kalbindeki sevginin saflığını, sıcaklığını gayet iyi biliyordum. O daha doğar doğmaz şekillenen bir durumdu bu. O daha, doğar doğmaz böyle olacağını biliyordum. O kutsal bağ, o zamandan beri vardı.
“Ama böyle olmaz…” dedim suratımı asarak.
Hemen o anda dikkati yüzüme çevrildi. Bana bakıyordu, tam da gözlerimin içine.
“Nasıl olmaz… Anne… Ne olmaz…”
Tedirgin olmuştu. O anda aklında başka bir şey olduğu için ne söylediğimi duyduğunu bile sanmıyordum.
“Bebeğim, bak yemeğini yiyip okula gitmen gerekiyor. Sınava hazırlanacaksın ve ödevini vereceksin. Unuttun mu? Hadi o tostu bitir…”
O anda yemeye başladı. Ağırdan alıyordu ama yine de. gözleri istemsiz olarak kalçalarıma kayıyordu.
“Sen de… Yemeyecek misin… Anne…”
Düşünceli oğlum benim, her zaman beni de düşünürdü. Daha bebekken bile bir şey yerken benim de yememi isterdi. Ben yediğimde, bana gülümseyerek bakar, birden kahkaha atardı. Onun bu haline bayılıyordum.
“Canım sen ye, ben atıştırırım. Şimdi canım gölcük escort istemiyor.” dedim.
Bir şey demedi, önüne döndü ve yemeğini yemeye devam etti. O sırada portakal suyundan da bir yudum almıştı. Ama yine de çok hızlı yemiyordu.
“Tamam bakalım… Bu böyle olmayacak…” dedim ve ona doğru yürümeye başladım.
“Ne olmayacak anne…” dedi sessizce.
“Hayatım yetişemeyeceksin böyle yersen, nasıl olacak yani? Geç kalacaksın bak kaç kere söyledim?” diye sordum.
Yüzünü yere eğdi.
“Ben… Pek aç gibi değilim…” dedi.
“Hayır, okulda zihninin iyi olmasını istiyorum.” dedim tam onun dizlerinin dibine dizlerimin üzerine çöktüm.
“Anne… Ne yapıyorsun…” dedi. Sesindeki o şaşkınlık hoşuma gitmişti.
“Şşşt… Sen yemeğini ye, eğer hızlı yersen, ben de seni hızlıca rahatlatacağım. Hadi, gitmen gerekiyor.” dedim ve kemerini açtım.
“Biraz bana doğru dön bebeğim, ama dikkat et. Tabağının üzerinde ye, yere dökülmesini istemeyiz değil mi?” dedim neşeli bir sesle.
Cevap vermedi, sadece dediğimi yapıyordu. Bu da gerçekten hoşuma gitmişti. Sanki onun erkekliğine dokunduğum anda onu istediğim herşeyi yaptırabildiğim bir köleye çeviriyordum. Erkeklerin bu özelliği gerçekten çok hoşuma gidiyordu. Hiçbir kadın böyle hareket etmezdi ama erkekler çok basit düşünebiliyordu. Hem de aşırı düzeyde…
Bana döndükten sonra düğmesini ve fermuarını açtım. Daha sonra hemen boxerının üzerinden erkekliğini okşamaya başlamıştım. Zaten biraz sertleşmişti bile. Doğaldı bu, önünde diz çökmüş, sadece iç çamaşırları ile duran annesini görünce etkilenmesi son derece normaldi. Aksi türlüsü, anormal bir durum olurdu zaten.
“Tamam bebeğim, hadi yemeye başla.”
O sırada gerçekten de iştahlı bir şekilde yemeye başladı. Bana bakmıyordu, sadece yemeği ile ilgileniyordu.
Ben de erkekliğini boxerından kurtardım ve elimle sıkıca kavradım. Zaten biraz sulanmıştı, hemen başının o taraflarda baş parmağımı gezdirdim ve oradaki sıvıyı alıp tüm yüzeye dağıttım. darıca escort İyice kaygan olmasını, beni iyice hissetmesini istiyordum.
Yemeğini yerken, bir anda duraksadı ve bana baktı. Bakışlarındaki hayranlığı hissedebiliyordum.
“Önüne dön, yemeğini ye. Hadi.” dedim ve işime devam ettim. Elimde bir anda sertleşmişti, ne kadar hızlı sertleştiğine ben bile inanamıştım. Dediğimi yapmaya devam ettiğinde benim ellerim de hız kazandı. Bir anda damarlarına dolan kanı hissedebiliyordum. Kalp atışının hızlandığını, heyecanlandığını hissedebiliyordum.
Ellerim iyice hızlanmışken bir anda bana döndü, dikkatlice bana bakıyordu. Tam kızmaya kendimi hazırlamıştım ki tabağının boş olduğunu gördüm. Yüzümde bir gülümseme belirdi. Oğlum, sözümü dinliyordu. Hem de çok hızlı bir şekilde yapıyordu bunu.
“Ahhh….” diye inlediğinde geriye doğru yaslandı. Duvara iyice yaslandığında, bacaklarını bana doğru uzatmış ve iyice açmıştı. Ona doğru emekleyerek yaklaştım ve şimdi daha yakındım. Dirseklerimi bacaklarının üzerine koydum ve ona mastürbasyon yapmaya devam ettim.
“Oh….” inlerken, gözlerini kapatmıştı. Kim bilir neler hayal ediyordu. Gerçi tam önünde iç çamaşırlarımla, yarı çıplak bir halde duruyordum. Dantelli çamaşırlarım, bedenimi daha çok ön plana çıkarmıştı. Onun gördüğü şekilde ise nasıl göründüğümü hayal bile edemiyordum. Şu anda hiç aklına gelmeyen bir durumu yaşıyor olmalıydı. Annesi, sadece iç çamaşırları ile önünde diz çökmüş onu tatmin ederken o da kahvaltısını yapıyordu. Dünya’da gerçekten çok az insanın sahip olabileceği bir ayrıcalıktı bu.
Birden kasılmaya başladı. Eliyle omzumu sıkıca tutup beni kendine çekti. Gözlerini sıkıca kapatmıştı.
“Ohh… Çok güzel… Anne…”
Geliyordu, hissedebiliyordum. Erkekliğinin şiştiğini, avucumu daha çok doldurduğunu hissedebiliyordum.
O anda aklıma geldi, peçete almayı unutmuştum. Ve ilk kasılmasında havaya doğru fırlayan beyaz sıvı, saçlarımın üzerine geldi. Hemen gözlerimi kapattım.
Sıkıca tutmuştum, rahatça boşalmasını sağlıyordum. Pantolonuna gelmesin diye iyice ona doğru eğilmiştim.
Ve olmuştu.
Yüzüme, göğüslerime boşalmıştı.
Gözlerini açtığında, göğsü hızlıca inip kalkıyordu.
Yüzünde bir gülümseme vardı…
Benim de öyle…


1970 ler ilk deneyim

1970 ler ilk deneyim
Lise 2. sınıftaydım Alman cı uzaktan da olsa babamın cok yakın arkadaşı akrabalarımız bize (Ankara ya) gelmişlerdi ,
Emel adında 15 yaşlarında kız ları ile birlikte, ömer amcanın babası ölmüş Kayseri ye gideceklerdi babam ve annemi de alarak , Bana kardeşim (8 Yaşında uğur ) ile birlikte EMEL ,sen ve kardeşin evde kalın biz yarın sabah geliriz Genç lik parkına gidebilirsiniz ama erken gelin diyerek Gittiler ben kardeşim ve Emel Gençlik parkına (Ankarayı bilenler bilir yapay gölü,Luna parkı çay bahçeleri olan inanılmaz bir yerdi şimdilerde nasıl bilmiyorum), Gidecek tik küçük kardeşim gelmek istemedi komşu nun oğlu ile oynamak istedi , biz Emel ile birlikte Gençlik parkına gidip kayık kiraladık Almanya da hayat nasıl faslı başladı Emel bilgiç edası ile bizleri de hor görerek Almanya bir üst dünya olduğunu sayısız örnekler ile anlatıyor bende kayık küreği çekiyor onu gezdiriyordum, Biraz kızgınlık biraz merak tan, Emel Almanlar sokak ta öpüşüyormuş doğrumu dedim başladı anlatmaya.. hatta kız arkadaşı ingirit ile birlikte 8 mm film makine sin de sex filmi izlemişler kaçak olarak orada ne öpüşmeler anlatamayacağı şeyler görmüş , İnanmıyorum dedik çe daha da detaya girerek anlatıyordu, Peki yarak – amcık emmesi varmıy dı , tabi ki sen nereden biliyorsun demez mi, , Madem anlatacaksın Açık Açık anlat ta öğreneyim deyince Bilgiç lik damarı kabarıp daha detaylı anlatmaya başladı ,benimki çelik gibi olmuş neredeyse boşalacağım,.. Artık sınır aşılmış her şey sorulabilir di Sen hiç yarrak yaladın mı ,O na yarrak demezler o Penis tir diyerek havaya girdi ben dahada gaz vermek için peki amcığın adı ne ? o nada Vajina derler ya sağol sen herşeyi biliyorsun bana çok şey öğrettin keşke bende Alaman ya da olsaydım Alman kızlarına Penisimi yalatırdım Türk kızları yapamaz onun için Alman kız,
Kayık saat i dolmuş tu istersen luna parka gidelim dedim hayır eve gidelim dedi, eve gelene kadar izledikleri porno nun tüm detaylarını utana sıkıla ama bilen edesı ile anlattı,kardeşim komşuda idi eve gelince artık her şeyi göze alıp sen benim penisimi öpebilir misin öp meyi biliyor musun diyin ce herhalde biliyorum diyin ce sarıldım ve öptüm yaşına göre daha iri memeleri ve kalçaları muhteşem di, yavaş yavaş öpüşerek ikimizde kilotlarla kaldık ,Yarrağı mı görünce ilk kez gördüğü belli bir şekilde inceledi ve öperek-emerek-yalayarak acemice ama beni çıldırtıyordu ben de ilk kez bir kız ile birlikteydim mastürbasyon dışında ,Yarağım hiç dokunulmamıştı, o acemice emişe dayanamayıp birazı ağzına birazı yüzüne çok şiddetli boşalmış tım biraz çığlık atıp geri çekildi, hani daha önce yapmıştın, yaptım da bu çok ani oldu dedi ve odunla ısınan termosifon da banyo yapıp geldi artık karşımda çırıl çıplak durabiliyordu bende duş aldıktan sonra Emme yalama sırası bende idi ,Am cığı incecik bir çizgiden ibaretti, o ğüne kadar okuduğum kaçak olarak satılan matild nın sikişi, Fırıncının kız gibi porno hikayelerinden tek öğrendiğim acele etmeden yavaş yavaş nazik çe yalamak öğretisini uyguladım o ne güzel bir duygu idi o am cığı yalamak hala unutamam, am yalarken bi sonraki adım ne olacaktı, 14 yaşında bir kızın bekaretini alsan o yıllarda bu tek kelime ile Facia idi, Affı da yoktu, emdikçe orgazm olan Emel de aynı şeyleri düşünüyor du ki bana ne yapacağız dedi bende ön den olmaz ama arkadan deneyelim dedim, ve eskilerden Arko kremi ile yumuşatarak o inanılmaz küçük pembe deliğine zorladım zor da olsa girdi ve hiç acele etmeden yavaş yavaş girip çıktım önce acı çekmiş sonra o da zevk almaya başlamıştı, bu arada memelerini ve kilotorisini oynuyor zevk den daha çok pay almasını istiyordum,
Gençlik hey be hey ne günlerdi Boşaldım ama inmedi, içinden çıkmadan biraz bekleyip bir kez daha devam ettik, en son hatırladığım o küçücük pembe delikten meniler sızarken içinden çıkıp yana yattım , inanılmaz bir mutluluk ve zevk vardı Yıllar sonra hala unutamam, ve kardeşim gelip yemeğini yeyip uyuduktan sonra sabaha kadar Am -Göt -Yarak festivali vardı,
Hayatımın ilk ve en güzel günü idi ,Bu günkü aklım olsa o çizgi gibi AM cığıda sikerdim bedeli ne olursa olsun,


Yemeyenin Malını yerler eski komşum Halime

Yemeyenin Malını yerler eski komşum Halime
Komşumun Koca Götlü Karısını Siktim
Adanada yaşıyorum. Komşumun karısı hep dikkatimi çekerdi, yürürken o koca kalçalarını sallaması, bana manalı manalı bakması beni deli ediyordu. Fakat 6-7 erkek kardeşi ve 2 büyük oğlunu düşündükçe konuşmaktan bile tırsar olmuştum. Kocası kamyon şöförüydü, adam başka bir şehire çalışmaya gidince kadın dahada iş verir olmuştu. Oğulları da doğuya dayılarının yanına tamirci olarak gidince, meydan bana kaldı. Fakat halen 2 kızı birde ufak oğlu vardı. Nasıl yapayım edeyim derken, birgün bana seslendi, perdeyi takarken korneş sökülmüş, “Korneşi nasıl taktırırım?” diye soruyordu. “Ben takarım Halime!” dedim. “Zahmet olur…” diyerek reddetti, ama bakışları öyle demiyordu. “Ne zahmeti olacak canım!” deyip, matkabı alıp evine gittim… Merdiven istedim, getirdi. Merdivene çıktım, matkapla tavanı delerken arasıra aşağı, göğüslerine bakıyordum, o ne muhteşem şeylerdi öyle. Neyse, işim bitti merdivenden indim. Halime bana teşekkür üstüne teşekkür ederek, ne kadar maharetli olduğumu söyledi. “Bende maharet çok Halime, ne işin düşerse emrindeyim!” dedim. O da, “Kızlar anneanelerindeler, istersen çay bırakayım?” dedi. “İyi olur komşum!” dedim. Halime mutfağa gitti, ben de elimi yıkama bahanesiyle arkasından geçerken hafifçe sürtündüm. Yine o manalı bakışı atınca cesaret aldım, elimi yıkama işim bitince tekrar geçerken, busefer resmen sikimi götüne dayadım öyle geçtim. Halime adeta dondu kaldı, tepki vermedi, hiçbir şey demedi. Ben de birşey demeden salona geçtim… Halime çayları getirdi. Çaylarımızı içerken sohbete başladık. Halime, “İlk kocam ölünce bu adamla evlendim, ama bana bakmıyor, eve bakmıyor!” diye sitem etmeye başladı. Yan yana oturmuştuk, kalçası kalçama değiyordu. Baktı benden hareket yok, az daha yanaştı. Ben de elimi bacağına koyup, “Bak oğulların iş buldu, sana bakarlar!” diye teselli etmeye çalıştım. O da, sadece küçük oğlunun para gönderdiğini, büyük oğluna ise dayısı yeni dükkan açtığından para veremedigini söyleyince, “Bak Halime, sana yardım edeceğim, ama borç!” diye çıkarıp biraz para verdim. Halime duygulanarak kabul etti. Ben tam kalkacakken bana sarılıp teşekkür etti. Ama ne sarılma, sırtımı sıvazlarken göğüslerini yapıştırmıştı bana… Ben de onun sırtını sıvazlamaya başladım. Elim biraz aşağı kayıp kalçalarına dokununca sikim kalktı. Sikimi hissetmemesi mümkün değildi. Sikimi amına bastırınca o da karşılık verdi ve bana daha sıkı sarıldı. Yanağını öptüm ve “Ben varım artık, hiçbir konuda sıkıntı çekmezsin!” dedim. Halimenin sesi çıkmıyordu, kalbinin atışını hissediyordum. Dudağını öpünce birden kollarını çekti, “Yapma, kızlar gelebilir!” dedi. “O zaman bize gel, evde kimse yok, hanım annesinde!” deyince, “Tamam, sen çık, ben anneme uğrayıp gelirim!” dedi. Götünü avuçlayıp, dudağına bir öpücük kondurup çıktım, eve gittim.

Evde pencereden bakarak sabırsızlıkla beklemeye başladım, dakikalar asır gibi geldi. Sonunda Halimeyi sokağın başında görünce kapıya gittim, hafif araladım kapıyı. Halime evinin orada sokağı kontrol ederek benim eve geldi, kapı zaten açıktı. İçeriye girer girmez sarıldım buna. Titriyordu. Başladım dudaklarını boynunu öpüp yalamaya. Koca göğüslerine gelince Halime adeta deli olmuştu, “Beni sikmeyi sen hak ettin, şerefsiz kocama boynuz takayım da içim rahatlasın!” deyince, anladım ki kocasına kızmış, bana siktirecekti kendini… Sikimi çıkardım,hemen önüme çömeldi ağzına aldı. Ama nasıl yalıyor oruspu, sanki iliğimi kurutacak. Sikimi biraz yaladıktan sonra kalktı, eteğini beline toplayıp külodunu dizlerine kadar sıyırdı ve “Hadi sok canım, fazla zamanım yok, sok amıma, sik beni!” dedi. Halimenin sırtını koridorun duvarına yasladım ve sikimi sıcacık suluamına soktum. Halime, “Ohhhhh!” diye inlerken, ben de amına pompalıyordum. Ama pozisyon itibarı ile rahat sikemiyordum, bunu ters çevirdim, yüzü duvara dönük olarak, ellerini duvara yapıştırdım ve belini büktüm, sonra da arkadan amına daldırdım, tekrar pompalamaya başladım. Halime titreyerek, inleyerek boşaldı, ama ben daha boşalmamıştım. Amını sikerken kocaman götü kasıklarıma değiyordu. Müthişti götü, deli olmuştum. Boynunu, ensesini sumuruyordum. Sonunda ben de gelmek üzereydim, “Evet, evet!” diyerek amına boşaldım… Hemen toparlandık. Halime saçını başını düzeltip, dudaklarıma öpücük kondurdu ve “Çok güzeldi erkeğim, beni rahatlattın, bundan sonra ben de seni hep rahatlatacağım!” diyerek gitti.


Satılık Araba

Satılık Araba
Merhaba, başımdan gelen bir olayı size anlatmak istiyorum. Kocam sonunda dırdırımdan pes ederek bana ait olan arabamı yenilemeye karar vermişti. Arabam beni istediğim yerlere ulaştırıyordu ancak çok eskiydi ve bazı aksakları vardı. Bu nedenle daha yeni, fonksiyonlu ve konforlu bir araba istiyordum, böylece birden fazla arkadaşımla da gezebilecektim çünkü arka koltukları olmadığı için yanıma sadece bir kişi alabiliyordum. Arabamın aksakları var derken de, tehlike yaratacak anlamda değil fakat örnek vermek gerekirse, ön kaputu açmak için direksiyonun altına başını sokarak daha önce var olan kol yerine, dar bir delikten elini sokarak orada mevcut olan bir kabloyu çekmeniz gerekiyordu.

Yani benim çok sıklıkta kullandığım bir şey değildi bu ancak kocam arabamın yağını veya suyunu kontrol etmesi gerektiğinde kaputu açmak için hep beni çağırmak zorunda kalıyordu çünkü deliğin darlığından ancak benim elim sığıyordu. Buda benim canımı çok sıkıyordu çünkü hem işimi gücümü bırakıp bununla uğraşmam gerekiyordu hem de sert kabloyu çekmek parmaklarımı acıtıyordu.

Bir başka sevmediğim yönü ise, bahsettiğim gibi, içi çok dar olmasıydı ve arkada koltuğu olmamasıydı çünkü ufak kargo araç tipiydi. Kocam, arabamı belirlediği ücrette satıldığı taktirde, bana o zaman başka araba alacağına söz vermişti. Ancak, bu ücretin altına düşmeyeceği için işim çok zordu o nedenle ne yapıp ne edip arabamı bir şekilde bir başkasına pazarlayıp satmam gerekiyordu. Aklımda çok şeker yeni bir Mini vardı fakat dediğim gibi, önce ilk hedefimizi başarmak gerekiyordu.

Kocam gazeteye koyduğu ilandan birçok kişi aramıştı fakat kocam pazarlığı reddedince bunlardan sadece bir kaçı arabamı görmeye gelmişti. Ancak, onlarda arabayı gördükten sonra vazgeçmişlerdi. Moralim çok bozuktu ve ısrarlarıma rağmen kocam fiyatta değişiklik yapmamakta kararlıydı. Bir bakıma da haklıydı çünkü bu satıştan alacağı parayla ve elindeki birikmiş parayla benim istediğim arabayı ancak alabiliyordu.

Hafta arası bir gün, müstakil evimizin arka bahçe girişini su hotumu ve süpürgeyle temizliyordum. Bunu en az haftada bir yapmaya çalışırım ve toz kalkmaması için bol-bol su kullanıyorum. Dediğim gibi, evimiz müstakil olduğu için, arka bahçemiz sadece bize ait o nedenle temizlik yaparken kimse beni göremediği için çok rahat giyinebiliyorum. Temizlik yaparken her zaman çok mini olan eski beyaz tenis eteğimi giyiyorum. Bu eteğimi kocamla tenis oynamak için birkaç yıl önce almıştık ancak aşırı kısa olmasından dolayı dışarıda, tenis kortunda giymekten vazgeçmiştim ve onun yerine daha uygun bir şort almıştım.

Asında kapalı bir insan değilim ve zaman-zaman da mini etek veya elbise giyerim fakat bu etek gerçekten çok kısaydı ve ayakta dururken bile kalçalarımı ancak örtebiliyordu. Ayrıca, çok hafif ve pileli oluğu için, topa vurmak için koşup sektikçe etek sürekli yukarı havalanıyordu. Topu yerden almak için eğildiğim zaman ise popomu ortaya çıkarak etek nerdeyse belime kadar toplanıyordu. Doğruyu söylemek gerekirse vücut olarak hiç sıkıntım yok, kalçalarım yuvarlak ve dışa atıktılar o nedenle kocam kalçalarıma hayrandır ve inanılmaz seksi olduklarını söyler. Bacaklarım zaten uzun, seksi ve pürüzsüzdür, belim incecik ve göğüslerimde orta boydur, ancak ufak vücuduma göre dolgun ve normale göre daha iri görünüyorlar. Fakat yinede, yerine göre dışarıda giydiğim kılık kıyafetime özen göstermeye çalışırım.

Bu giydiğim tenis eteğinin bir özeliği daha var o da eteğin içine özel olarak dikilmiş ve kendinden ayrılmayan külotu olmasıdır. Genelde tenis etekleri bu şekilde oluyor ve belli bir oranda eteğin hafifliğinden ve de kolayca açılmasından dolayı frikik vermeyi önlüyor. Yani, kalçaları örtmekle görevlidir. Ancak, benim eteğe ait bu külotun kasık kısmı maalesef çok ince ve boldu. Kumaşın arka kısmı ise normale göre kısa olduğundan sürekli tanga gibi kalçalarımın arasına kaçıyordu.

Açıkçası, eteği sporda giymemek için bir başka sebepte buydu çünkü külot kumaşı değildi ve sadece külot şeklinde kesilmiş ince bir bez parçasıydı o nedenle kalçalarımı veya ayıptır söylemesi, mahrem bölgemi örtme görevini pek yapmıyordu. Fakat temizlik yapmak için giymek hiç sorun değildi ve bu kendinden iç çamaşırlı tenis eteğimi giydiğim zaman ilaveten başka külot giyme ihtiyacı görmüyordum. Üstelik temizlik yaparken basınçlı su hortumundan ister istemez her tarafım ıslanıyordu ve kimse halimi görmediği için içimde gayet rahattım.

Üstten ise ince ve dar penye kumaşından açık mavi olan straplez bir badi giyiyordum. Yani alttan göğüslerimin yarısını örten ve üsten tamamen açık ve dekolteli olan bir badiydi. Sanırım İngilizcesi “tube top” deniyor ve üst kısmı göğüs başlarımın hizasına kadar çıkıyordu. Yani, geniş bir kemer veya kuşak gibi düşünülebilinir o nedenle yanlışlıkla kumaşı alttan hafifçe çeksen, göğüsler aniden dışarı fırlayabilir. Tabi haliyle bu badinin altında sutyen de takmıyordum.

Ben her zaman yaptığım gibi suyla her tarafı yıkayıp süpürgeyle de mermerleri temizliyordum ki telefon çaldı. Telefon kapanmadan aceleyle ıslanmış kıyafetlerimle ve de ıslak tanga terliklerimle evin içerisine girdim ve hemen telefonu yerinden kaptım. Telefondaki kocamdı ve acilen arabanın anahtarlarını alıp gelecek olan müşteriye arabayı göstermemi istedi.

Ben bir anda afalladım ve ne yapmam gerektiğini bilmedim çünkü üstüm başım misafir karşılamak için hiç uygun değildi. Kocam tabi ki kıyafetimi bilmediği için hızlı-hızlı konuşup, “adam şimdi aradı çok istekli görüyor ve bizim mahalledeymiş, acilen arabayı görüp işine yetişmesi lazım. Ha bu arada, arabayı denemek isterse kesinlikle yalnız bırakma sende mutlaka yanında ol, ben şimdi acilen toplantıya giriyorum” dedi ve bana söz bırakmadan telefonu kapadı. Böylece ister istemez arabayı gösterip tanıtmak bana düştü.

Telefonu yerine koymamla hemen ardından kapı zili çaldı. Ben şok içinde ne yapacağımı bilmeden panik bir halde ve de her tarafım ıslak bir şekilde kaygan plaj tanga terliklerimle bir sağa koştum bir sola sonrada hiç düşünmeden kapıya yönlendim çünkü bu fırsatı da kaçırmak istemiyordum. Kıpıyı açınca karşımda uzun boylu göbekli kirli sakallı esmer iri yapılı iki tane adam gördüm. Adam doğulu bir şiveyle, “merhaba yenge, biz arabayı görmeye geldik” dedi fakat gözleri ise dikkatle her tarafımı inceliyordu. Adamların karşısına bu pasaklı halimle çıktığımdan dolayı beni o şekilde süzmeleri normaldi, sonuçta bu benim suçumdu. Ben uzanıp kapı girişindeki anahtarlıktan anahtarları hemen aldım ve arabamın bulunduğu yan tarafındaki garaj girişine yürümeye başladım, onlarda arkamdan beni takip etti.

Tabi olaylar o kadar hızlı gelişmişti ki ben hiç üstümü başımı değiştiremeden bir anda kendimi arabamı satış için sunarken buldum. Haliyle, sanırım arabadan fazla daha çok ilgi odağı bendim fakat bu müşterileri de kaybetmek istemiyordum ve ne yapıp edip adamlar pazarlık yapmadan arabamı satın almaları için ikna etmeliydim. Bu nedenle de pasaklı halimi kafamdan silmek zorundaydım, aksi taktirde müşterileri memnun edemeden kaçıracaktım. Bu satış benim için çok önemeliydi o nedenle hemen işe koyuldum.

Mahmut isimli müşteriye “buyurun anahtarları siz alınız, arabayı çalıştırabiliriniz” dedim. Adam anahtarları elimden alarak kapıyı açtı ve uzun boyundan dolayı şoför koltuğunu geriye çekti ve oturdu. Yolcu tarafına ise Ali isimli diğer adam oturdu fakat arabam bu iki adama göre gerçekten çok ufak görünüyordu çünkü iri ve uzun olmalarından dolayı arabama anca sığabilmişlerdi. Ortam çok sıkışık olduğu halde ben yinede adamlara ne kadar çok yakıştığını ve bu araba tam onlara göre diye ikna edici sözler söylüyordum. Ardından Mahmut Bey direksiyonun altına elini uzanıp ön kaputu açmaya çalıştı fakat doğal olarak çekmek için kolu bulamıyordu.

Ben bunu görünce paniklerdim ve “dur ben size onu açarım siz hiç zahmet etmeyiniz” deyip arabadan inmesini istedim. Adam bunu büyük bir eksiklik olarak görebilirdi ve arabamı almaktan vazgeçebilirdi o yüzden duruma hemen müdahale etmem gerekiyordu. Zaten o dar delikten elini imkanı yok sokmazdı. Adam arabadan indi ve ben hemen yere çöktüm ve yapacağım işlemi görebilmek için kafamı direksiyonun altına soktum. Dengemi sağlayabilmek için bir elimle fren ayakçısını tutundum diğer elimi de kaputu açan kabloyu bulmak için delikten içeri soktum.

Tabi çok uygunsuz ve dengesi zor sağlanan bir pozisyondu o yüzden bir dizimi şoför koltuğunun üzerine dayayıp diğer ayağımı da arabanın dışında bırakarak dengemi sağlamaya çalışıyordum fakat ben bunu çok kolaymış gibi göstermeye çalıştığımdan adama, “bakın çok kolay, siz hiç merak etmeyiniz” diyordum. Aksi pozisyonumdan dolayı kıçım havada adamlara doğru dikilmişti ve kafamda arabanın direksiyonun altında olduğundan adamların nere baktığını tam olarak göremiyordum fakat hemen dibimde olduklarını biliyordum çünkü aynı anda da sohbet ediyorduk ve ben maalesef halen daha ıslak olduğum için haliyle, nefeslerini ıslak cildimin üzerimde kolaylıkla hissedebiliyordum.

Bu sanırım çok normaldi çünkü ne yaptığımı görebilmeleri için bana çok yaklaşmışlardı, hatta bir tanesi dengede durabilmem için bana yardımcı olmak için kolunu karnıma dayadı, yani tam göğüslerimin altına yerleştirdi. Böylece bende vücut ağırlığımı hafifçe koluna bıraktım ve benim için kolaylık olmuştu. İki adamda iyi niyetlerini ortaya koyarak bana yardımcı olmaya çalışıyorlardı fakat beni tutan Ali Bey mi Mahmut Bey mi göremiyordum. Diğer adam ise koltukta dayalı olan dizimi rahat ve yerinde sabit tutabilmem için ayak bileğimden sıkıca tutmuştu.

İkisini de destekleri için teşekkür ettim ve aynı anda da oyalamak için konu açmaya çalıştım çünkü o sinir bozucu kabloyu bir türlü çekemiyordum. Dediğim gibi, adamlar hemen dibimde oldukları için konuşurken nefeslerini doğal olarak üzerimde hissedebiliyordum ve onlara sürekli “birazdan olacak” diyordum. Onlarda bana “evet arabanızı çok beğendik çok az kullanılmış görünüyor” diyorlardı. Bende bu kabloyu başarışta çekene kadar sohbeti uzun tutmaya çalışıyordum.

“evet, arabamı sadece gerektiği zaman kullanırım ve çok iyi bakarım”
“evet, kesinlikle çok iyi bakmışsın, buradan araban çok temiz görünüyor”
“teşekkür ederim, temizliğini hiç ihmal etmiyorum”
“belli, kaportada hiç pürüz yok, nefis görünüyor”
“umarım arabamı beğendiniz ve de kusura bakmayınız, ben biraz yeteneksiz çıktım bu konuda fakat birazdan başaracağım”
“Hiç sorun değil sen keyfine bak ve acele etme, bizde burada senin arabayı inceliyoruz zaten, evet gerçekten çok beğendik, fakat yardım istiyorsan seslen çünkü senin bu delik çok dar görünüyor”

“evet ya, çok dar ama teşekkür ederim çünkü ancak benim elim sığıyor buraya, sizinki kalın, ama merak etmeyiniz kocam ilk fırsatta tamir edecektir bunu”
“önemli değil yenge, istersen bu deliği bizde tamir edebiliriz fakat sanırım bizimki bu deliğe çok kalın gelir, sığmaz mı diyorsun?”
“evet, sizinki kalın olduğu için zor sığar ve canınızı acıtırsınız”
“peki sizin canınız acımaz mı?”
“azacık canım acıyor çünkü bu kabloyu çekmek için gücüm yetersiz fakat birazdan başaracağım”
“dur bizde sana yardım edelim o zaman”

Bunun üzerine ayak bileğimi tutan adam ayağımı bıraktı ve deliğin içindeki olan kolumu tutmak için üzerime, yani sırtımın üzerine yaslandı. Doğal olarak ortam çok dar olduğu için gidebilecek başka yeri yoktu ve ister istemez kalçalarımın üzerine dayanmak zorunda kaldı. Öbür yandan ise beni karnımdan, yani koluyla tam göğüslerimin altından destek veren adam ise boşta olan elini bacaklarımın arasından kasık bölgeme çok yakın bir yerden tutu ve bana “sen hazır olunca söyle aynı anda çekmen için sana yardımcı olacağız” dedi.

Bende “hazırım” dince ikisi aynı anda yüklenmeye başladı. Kolumu tutan adam acıtmadan kolumu hafifçe çekiyor fakat dengesini sağlayabilmek içinde ister istemez kalçalarıma hafifçe yükleniyordu. Öbür adam ise karnımdan koluyla bir ileri bir geri hareketler yapıp arkadaşına destek vermeye çalışıyordu. Ancak, diğer eliyle de kendi dengesini sağlayabilmek için, ister istemez kasık bölgemi sıkıp-sıkıp bırakıyor fakat bahçe temizliğimden halen daha altım ıslak olmamdan dolayı, eli yavaş-yavaş ıslaklık nedeniyle daha da yukarı kayıyordu.

Herkesin bu istikrarlı çabasına rağmen o sinir bozucu kabloyu yeterince güç sarf edemediğim için halen daha açamamıştım kaputu fakat kimsenin de morali bozulmaması için ve arabam yüzdende rezil olup müşteriyi kaybetmemek için de, adamlara “oluyor merak etmeyiniz, biraz daha gayretle olacak şimdi, siz merak etmeyiniz” diyordum. Ancak, bunu dememle adamlar daha da hırslanıp destek olabilmek için daha sert ve hızlı yüklenmeye başladılar.

Üzerimde dayalı ve de kolumu tutan adam kendi kasıklarını kalçalarımın üzerine dada yapıştırarak benim kabloya hamle yapabilmem için aynı anda kolumu çekiyor fakat aynı anda da kolumu çekebilmesi için kalçalarıma kendi önüyle sertçe yüklenip vuruyordu. Adamın önüyle kalçalarıma aldığım bu ufak darbelerden dolayı, doğal olarak benim o ince hafif tenis eteğim tamamen açılıp belime kadar yukarı katlanmıştı.

Eteğin kendi iç çamaşır olan kısım ise sert sürtünmelerden dolayı tamamen yerinden kopup kendisinden eser kalmadığını hissettim çünkü vajinamı sözde kapatan ve kalçalarımın arasındaki o ıslak yapışık kumaşı artık hissedemiyordum. Bunun yerine, kimsenin elinde olmayan sebeplerden dolayı maalesef artık kabak gibi meydanda olan iki deliğime arkamdaki adamın önü dayalıydı. Allahtan ki pantolon giyiyordu. Diğer adam ise olaya ayak uydurabilmek için o da hareketlerini hızlandırıp artık kolunu ve ellerini de kullanarak beni daha hızlı ileri geri hareket ettiriyordu.

Fakat bu durum karşısında istenmeyen kazalar olabiliyordu çükü hızlı kol hareketiyle ince ufak badim aşığa doğru kayarak karnıma kadar indi ve kolu ve elli artık çıplak göğüslerimin üzerinde hareket ediyordu. Fakat en kötüsü ise, kasık bölgemde olan eli yanlışlıkla mahrem bölgeme dayandı ve hepimizin o istikrarlı ve odaklanmış çabalarımızdan dolayı adam fark etmemiş olmalı ki yanlışlıkla başparmağı ıslak vajinamın için kaydı.

O an kanım dondu ve ayak parmaklarım uyuşmaya başladı. Kendimi ve adamları böyle bir duruma nasıl soktuğumu anlamamıştım ve onları zor durumda bıraktığım için kendimden çok utanıyordum. Adama ne yapıyorsun çeksene parmağını içimden diyemezdim çünkü bu onun suçu değildi ve onlar bana sadece yardımcı olmaya çalışıyorlardı. Üstelik başparmağı vajinama girdiğini fark etmemiş olmalıydı yoksa aksi takdirde özür dileyip elini oradan çekerdi.

Adamları mahcup ve rencide etmeden bu durumdan kurtulmak için kabloyu artık çekip açmam gerekiyordu fakat konsantre olmakta zorlanıyordum çünkü popom arkamdaki adamın sert vuruşlarından sürekli öne geriye gidiyordu, çıplak göğüslerim ise diğer adamın kolunun ve ellerinin üzerinde resmen dans ediyordu ve vajinamın içindeki başparmakta kalınlığından ve büyüklüğünden beni kocamın penisinden daha çok zorlayıp terletiyordu.

Vücudumu ve hislerimi artık kontrol edemiyordum ve çok acayip olmuştum. Başım dönmeye ve içimi bir sıcaklık basmaya başlamıştı ki aniden istem dışı kasılarak adamın parmağının üzerine kontrolsüzce orgazm olup boşalmaya başladım. Bu ani boşalmamla birlikte bilinçsizce üzerine yüklenmeye çalıştığım kabloyu sertçe çekmiş olmalıydım ki ön kaput aniden tak diye açılıverdi.

Kaputun açılmasıyla bir an afalladım ve ardından adam parmağını içimden çıkardı, diğer adamda üzerimden kalktı ve beni ikisi de kolumdan nazikçe tutarak ayağa kaldırmaya çalıştılar. Ayağa kalkınca yavaşça kendime geldim ve bir anda ikisinin de çıplak göğüslerime baktığını fark ettim. Bunu durum karşısında göbeğime kadar düşen dar badimi hemen yukarı çekerek göğüslerimi tekrar bu ince kumaşla örtmeye çalıştım fakat yinede üsten çok dekolteydi.

Adamlara karşı çok mahcup olmuştum ve bu kaput yüzünden onları da seferber etmiştim. Üstelik bana yardımcı olmaya çalışan ve yanlışlıkla vajinamın içine parmağı kaçan Mahmut Bey olmalıydı çünkü maalesef başparmağının üzerinde bana ayıt organım sıvılarımı görebiliyordum ve fark etmemesi için dua ediyordum. Ancak, Mahmut Bey parmağının üzerindeki ıslaklığı fark etmiş fakat Allahtan ki ne olduğunu anlamamış çünkü vajinamdan ıslanmış parmağını kendi ağzına götürerek emmeye başladı. İçim çok rahatlamıştı çünkü yüz ifadesinden anladığım kadarıyla tadını çok beğenmişti ve ‘bu ne’ diye kimseye bir şey sormadı.

Adamlar ön kaputu açarak içine bakmaya başladılar, sonrada kapatarak tekrar arabaya bindiler. “yenge biz bir tur atıp gelelim” deyince ben aniden, “dur bende geliyorum” dedim ve bende arabaya binmeye çalıştım çünkü kocamın bana özelikle ‘arabayı kullanmak isterse, yalnız bırakma diye’ tembihlediğini hatırlıyordum. Yalnız bir sorun vardı o da üçüncü bir kişi için yer olmamasıydı. Sonuç olarak arabayı test etmek için ikisi de binmek zorundaydı.

Ali Bey “yanıma gel, bir şekilde sıkışırız madem gelmek istiyorsun” dedi. Maalesef başka seçeneğim yoktu ve arabaya bir şekilde sığamam gerekiyordu. Ali Bey yolcu tarafından kapısını açtı ve “gel yenge, senin içinde sorun değilse kucağıma oturabilirsin çünkü burada başka yer yok gibi görünüyor” dedi. Mecburiyetten, “rica ederim, tabi ki benim içinde sorun değil” diye yanıt verdim ve içeri sıkışarak Ali Beyin kucağına oturmaya çalıştım. Ancak, ortam düşündüğümden daha da sıkışıktı çünkü Ali Bey maşallah çok büyük ve iri yapılı bir adamdı.

Koltuğunu en geriye çektiği halde göbeği ve cüssesi beni resmen ön torpidoya yapıştırmıştı ve ayaklarımı bile koyacak yer kalmamıştı. Dediğim gibi, Ali Beyin uzun ve iri bacaklarından dolayı ayakları tamamen aşağıdaki boşluğu doldurmuştu ve kucağına oturunca popom göbeği ve torpidonun arasına anca sığmıştı. Bu durumdan dolayı maalesef benim kendi ayaklarıma yer kalmadığı için sırtım şoföre dönük bir şekilde ayaklarım arabanın dışarıda kaldı.

Bunun üzerine Mahmut Bey durumu fark edince, ilk önce ayaklarımı kendisine doğru, yani şoför koltuğuna doğru uzatmamı sonrada popomu Ali Beyin kucağına yerleştirmemi istedi. Böylece bir şekilde arabaya sıkışarak kapıyı kapatabilecektik. Bu tek çözüm olduğu için arabadan tekrar indim çünkü bunu yapabilmek için ilk önce şoför tarafından girmem daha kolay olacaktı. Ali Bey kapısını kapattı ve Mahmut Beyde arabadan inerek şoför tarafından girip Ali Beyin kucağına oturmama yardımcı oldu.

Tekrar Ali beyin kucağına oturunca sırtımı yolcu kapısına, yani pencereye doğru dayadım. Böylece kucağına yan oturmuş oldum fakat bu seferde ayaklarım şoför kutlunda kalarak Mahmut Beyin koltuğunu işgal etmeye başladım. Bunun üzerine, Mahmut Bey yine kibarca ve anlayışlı davranarak, “yenge, sığmamız için, bacaklarını biraz geriye katla ve ayaklarını kucağıma koy, böylece hepimiz sığmış oluruz” dedi.

“Peki” diyerek ayağımdaki terlikleri çıkartmaya çalıştım çünkü adamın üzerine basmak zorunda kalacaktım. Parmak arası plaj terliklerimi bu sıkışık ortamda eğilip çıkartmakta zorlanıyordum çünkü eteğim aşırı kısaydı ve altımda artık külot diye bir şey kalmamıştı, o nedenle oramı buramı göstermemek için çabalıyordum.

Zorlandığımı gören Mahmut Bey “dur ben sana yardım edeyim” deyip ayak bileğimden tutup bacağımı yukarı kaldırdı. Sonrada yavaşça terliği ayağımdan aldı ve pedikürlü pembe ojeli ayak parmaklarıma bakarak “yenge, ne tatlı ayaklarınız var öyle” dedi. Adamın nazik yorumundan dolayı hem biraz utandım hem de gururlandım. Ayni şekilde öbür ayağımı da havaya kaldırarak hayran-hayran ayağımdan ufak terliğimi çıkarttı ve ardından koltuğuna oturdu.

Ancak, bu seferde ayaklarım onun göbeği ve direksiyon arasına sıkıştı ve bu bir şekilde araba kullanmasına engel olacaktı. İlk başta planımız ayaklarımı kucağına koymaktı ancak kucağı ve direksiyon arasında da çok az bir mesafe olduğundan sadece bir ayağımı sığabiliyordu. Mahmut Bey yardımcı olarak, “yenge, sağ ayağın kucağıma kalsın, sol ayağını da omzuma daya” dedi.

Bu sol ayağım için çok komik ve tuhaf bir yer olacaktı ve de adama ayıp olur diye biraz çekiniyordum açıkçası, fakat Mahmut Bey bu konuda çok ısrarcıydı ve kendisi için hiç sorun olmayacağını belirti. Fazla seçeneğimde olmadığı için sağ ayağımı kucağına sıkıştırdım sol ayağımı da dediği gibi omzunun üzerine yerleştirdim.

Gerçekten çok komik bir görüntüydü bu çünkü küçük narin ayak parmaklarım ister istemez Mahmut Beyin kulağına değiyordu fakat bu ona bir rahatsızlık vermediğini söylemişti, benim de içim çok rahatlamıştı. Ali Bey içinde durum çok farklı değildi çünkü adamın kucağına sıkışmıştım ve ikimiz için de kıpırdayacak yer yoktu. Ben Mecburen sol kolumu Ali Beyin boynuna atmak zorunda kaldım o da sağ koluyla arkamdan belime attı ve mecburen elini açılan mini eteğimden sağ bacağıma, yanı yan kalçama kondu.

Ancak, o yetmezmiş gibi ister istemez göğüslerimle de ona rahatsız veriyordum çünkü kaçacak yerim olmadığı için maalesef çenesini göğüslerimin hemen üzerine dayanmak zorunda kaldı. En sonunda, Mahmut Bey arabayı çalıştırarak birinci vitesi attı ve yola çıktı. Ancak, vites topuzu bacaklarım arasında kaldığı için Mahmut Beyin her vitesi değiştirmesiyle bacaklarımı daha fazla açarak kucağındaki ayağımı adamın kasıklarına daha da bastırmak zorunda kalıyordum. Tabi, bacaklarımı sürekli açmak zorunda kaldığım için mahrem bölgemi ufacık eteğimle kapatmakta zorlanıyordum ve ikisi de bacak aramı net bir şekilde görebiliyordu. Tabi bu tamamen benim suçumdu ve bu nedenle onları baktıkları için yadırgayamazdım.

Mahmut Bey kırmızı ışıkta durunca konuşmak için ağzını tam açıp kafasını bize doğru çevirdi ki yanlışlıkla adamın kulağında dayalı ayak parmaklarım aniden ağzının içine giriverdi. Bir an ikimizde ne olduğunu anlamadık ve böyle şaşkın bir şekilde şirin ayak parmaklarım 5 saniye kadar adamın ağzında kaldı sonra çok özür dileyerek ağzından çektim ayağımı. Yüzüm utançtan kıp kırmızı olmuştu fakat iki adamda bu durumu çok komik bularak kahkaha atmaya başlamışlardı. Mahmut Bey rahatsız olup sinir olmadığını görünce benimde yüzüme bir tebessüm geldi ve onlar gibi kahkaha atıp gülmeye başladım.

Mahmut Bey ilk başta çok utandığımı fark ettiği için, mahcup olmamam için “ya yenge canını sıkma olur böyle kazalar, bak benim için sorun değil, şikayetçi de değilim çünkü ayakların gerçekten çok güzel kokuyor ve belikli çok bakımlılar. Bak ben ne kadar rahatım ispat edeyim” diyerek tekrar ayağımı ağzına alarak pembe ojeli şirin ayak parmaklarımı bu sefer ıslak ağzıyla soğurmaya başladı. Bunun üzerine ben ve Ali Bey tekrar gülerek kahkaha atmaya başladık. Ortam artık yumuşamıştı ve yeşil ışıkla yolla devam ettik.

Mahmut Bey arabayı bir de toprak yolda denemek isteyince ilk buluğu toprak yola saptı. Arabam ufak olduğu için taşlı çukurlu yoldan baya bir sarsılmaya başlamıştık ve on nedenle kontrolsüzce yukarı aşağı sallanan göğüslerim Ali beyin suratına çarpmaya başladı. Sağ ayağım Mahmut Beyin kasıklarında titremeye, popom ise Ali beyin kucağında oynamaya başlayınca da kalçalarımın arasında sertçe büyüyen bir kabarıklık hissetmeye başladım. Aynı şekilde sağ ayağımın altında da Mahmut Beyin sertleşen aletini hissediyordum fakat sonuç olarak bu onların elinde olan bir şey değildi ve onları mahcup etmemek için hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya karar vermiştim.

Araba hızla çukurlu toprak yolda devam ettikçe benim göğüsler kontrol dışına çıkıp çılgınca dans edip ufak dar badim de sarsıntıdan yine aşığa kayıp karnıma yapıştı. Böylece sol göğüs uçum Ali beyin suratına ve ağzına çarpmaya başlamıştı fakat kollarım sıkışmış oluğu için badimi yukarı çekemiyordum. Üstelik çeksem de tekrar açılacaktı o yüzden yine hiç bir şey olmamış gibi davranıyordum. Ancak, eteğim çok kısa olduğu için çıplak kıçımın arasındaki kaya gibi sertleşen alet adamın pantolonunu baya zorladığını hissedebiliyordum ve arada pantolonu olmasa bir yerime kesin kayabilirdi.

Bu tahlilsiz durumdan dolayı bende adamlarda baya zor durumdaydık çünkü aksilikler üst üste geldikçe adamların aletleri kontrol edilmez duruma girmişti ve belli ki acı çekiyorlardı çünkü ayağımla ve kıçımla pantolonları delinecekmiş gibi hissediyordum. Hallerini acıyıp biraz durup dışarıda hava alma teklifi ettim, belki o şekilde onlar içinde kendilerine gelme imkanı olurdu bu. Teklifimin üzerine Mahmut Bey kenara çekip abayı durdurdu, açıkcası buna bende çok sevinmiştim. Ancak, “biraz dinlensek iyi olur haklısın fakat arabadan inmezsek daha iyi olur sonra tekrar girmekte zorlanabiliriz” dedi. Bu konuda çok haklıydı.

Birkaç dakika soluklandıktan sonra Mahmut Bey daha fazla dayanamayarak itiraf etti ve “Ya yenge kusura bakma ve yanlış anlama ama benim yarak çatlayacak birazdan, iznin varsa pantolondan dışarı çıkartmam lazım” dedi. Ben şaşkınlıkla utanmayla arası “Mahmut Bey esas siz lütfen kusura bakmayınız, hep benim yüzümden oldu, sizi anlayışla karşılıyorum” söylememle Mahmut Bey aniden fermuarını açtı ve ayağımın arasından kocaman aleti dışarı fırlaya verdi. Halbuki ‘ben ineyim öyle çıkart sonra rahatlayınca tekrar gelirim’ diyecektim fakat lafımı bitiremeden artık olanlar olmuştu ve yapacak bir şey yoktu.

Adam beni yanlış anladığı için artık ayağıma dayalı, hatta ayağımdan daha da büyük kocaman bir alet vardı. Çok unlanmıştım fakat onu da zor durumda bırakmamak için sadece masum ve şirin bir şekilde gülümsemek zorunda kalmıştım. Ancak, zor durumda kalan bir tek Mahmut Bey değildi. Olaylar böyle gelişince, Ali Beyde içinden çıkarak “ne iyi ettin lan Mahmut, benim yarakta parçalanıyor burada, dur bende çıkartıp rahatlayım” demez mi? Şokumdan ağzım kiriktendi ve nasıl tepki vereyim bilemedim çünkü vajinama ve arka deliğimin üzerine zaten dayalı bir vaziyetteydi ve ten temasını sadece bir pantolon ayırıyordu.

Ali Bey benden bir hareket veya tepki görmeyince, bir sorun olmazmış gibi sanıp kocaman elini kıçımın altına atarak beni hafifçe yukarı kaldırdı. Sonra da diğer eliyle fermuarını açtı ve dışarı roket gibi kocaman ve kaya kadar sert bir alet fırladı. Bacaklarımın arasından ne kadar dimdik ve hiç sağa sola oynamadığını görebiliyordum. Sanki taş kesilmiş gibindi. Fakat en korktuğum şey, ben artık nereye oturacak olmamdı. Bu konuda fazla merak etmeme gerek kalmadı çünkü Ali Bey beni tekrar kendi aletinin üzerine indirmeye başladı ve tam aletinin başı vajinamın girişime dayandığı anda durdu. Allahtan ki elini tamamen çekerek ağırlığımı aletinin üzerine bırakmadı ve yarı yolda tutmaya devam etti.

Çok korkmuştum çünkü beni böyle kocaman bir aletin üzerine aniden bir bırakmış olsaydı, kesin parçalanırdım. Halen daha şok içindeydim ve korku ve heyecan arası bir duygu basmaya başlamıştı beni. O kadar bir gerilmiştim ki kasılıp kaldım ve ağzımı açıp konuşamıyordum bile. Bu gelişen olaylar üzerine, aniden Mahmut Beyin tekrar sesli-sesli kahkaha attığını duydum ve Ali Beyin haline gülerek “yaa arkadaş, sana ne oldu böyle, nasıl böyle bu hale geldin” diye alay etmeye başladı. İkisi de olayı şakaya vurarak, beni de biraz rahatlatmaya çalıştılar. Onlarla uyum sağlayabilmek için bende gülmeye çalıştım. Çok korkmuştum fakat onlarında başka seçenekleri yoktu ve yapabilecek tek şey bu anormal duruma gülmekti.

Biraz dinlendikten sonra Mahmut Bey, arabayı tekrar çalıştırarak yola devam etmeye karar verdi. Ancak bu dinlenme kimsenin işine yaramamıştı çünkü iki adamın da aleti halen daha sert ve dimdikti. Ufak şirin ayağım mecburen Mahmut Beyin kocam aletinin üzerinde dayalı duruyordu ve ayak tabanım arabanın sarsıntısından üzerinde titreyip oynadığı için kocaman başının içinden pembe ojeli ayak parmaklarımın üzerine zevk sıvıları akıyordu. Bu durum karşısında ayaklarım üzerine süzülen sıvılardan dolayı daha da kayganlaşarak adamın aletini resmen okşuyor, yağlı masaj yapıyor gibindi.

Öbür yandan ise, tam vajinamın girişimde kocaman bir yarak dayalıydı ve vajina dudaklarım hafif açılarak Ali Beyin yarağının başının üst kısmını hafifçe kucaklamıştı bile. Fakat içine girmesi mümkün değildi çünkü beni kalçalarımdan sıkıcı kavramış havada tutuyordu. Ancak, çukurlu yoldan dolayı benim çıplak göğüslerim yine Ali Beyin suratına sertçe çarpıyordu. Çok mahcup oluyordum fakat onları engelleyemiyordum ve Ali Beyden sürekli özür diliyordum. O da, “yenge, rahatsız oluyorsan suratıma çarpmamaları için onları ağzımla sabitleyebilirim” dedi. O an bu nasıl olacak diye düşünmemiştim fakat sabitlenmeleri konusu iyi bir fikre benziyordu o yüzden yardım teklifini hiç düşünmeden kabul ettim.

Kabul etmemle, Ali Bey aniden göğüs başlarımı dudaklarının arasına aldı ve sıkıca emerek onları oynamamaları için sabitlemeye çalışıyordu. Tabi benim göğüs uçlarım çok hassas olduğu için hormonlarım baya uyarılıyordu ve adam resmen göğüslerimi ağzıyla sıkıştırıp yalayıp emmiyordu. Bunu yaptıkça ben ister istemez etkileniyordum ve vajinamın sulanmasını engelleyemiyordum. Bu bir süre böyle devam edince benim sıvılarım bu sefer adamın aletinin üzerini ıslatmaya başladı ve araba sekip sarsıldıkça adamın kocaman aleti içime doğru yavaş-yavaş ve santim-santim kaymaya başladı.

Ben bunu hissettikçe, “Ali Bey beni havaya kaldır” diyordum o da beni kaldırarak yarağının ucuna kadar getirip tekrar sarsıntıdan içime doğru giriyordu. Sadece birkaç santimi girdiği halde beni çok zorluyordu ve vajinam bu güne kadar hiç esnemediği kadar esniyordu. Ali Bey beni her yukarı kaldırışında inişim daha da derine giriyordu ve içim baya kayganlaşmıştı. Adam içime çok yavaşça giriyor fakat aniden yukarı çektiği halde ben baya kendimden geçiyordum ve farkına varmadan ayağım Mahmut Beyin aletini baya bir okşuyordu ve halen daha omzunun üzerinde olan diğer ayağım ise adamın suratında ve arada da ağzında geziyordu. Sanırım topraklı yol bitmişti ki aniden Mahmut Bey frenlere asıldı.

Arabanın ani durmasıyla ben Ali Beyin ellerinden yanlışlıkla kaçtım ve adamın kocaman aleti yanlışlıkla oldukça ıslak vajinama tamamen giriverdi. O kadar bir kalındı ve derine girmişti ki ben aniden çığlık attım ve gözlerim fal taşı gibi açıldı. Bir süre böyle kaldıktan sonra sanırım vajinam içimdeki yarağa alışmış olmalıydım ki gevşemeye başladım.

Ali Bey hafifçe gevşediğimi ve sakinleştiğim görünce, hiç bir şey söylemeden beni bu sefer kucağında zıplatarak içimde gidip gelmeye başladı. İpler artık kopmuştu ve adam beni resmen sikiyordu. Diğer yandan ise Mahmut Bey ayaklarımı, bacaklarımı ve yetişebildiği her yerimi yalayıp emmeye başlamıştı. Ben artık transa geçmiş gibindim ve tek yapabildiğim şey yüksek sesle inlemekti, gerçekten kendimi ve duygularımı kontrol edemiyordum ve vücudum artık benim kornolumun dışında ele geçirilmiş gibindi.

Adamlar beni artık diledikleri gibi kullanıyorlardı ve bir anda kendimi arabanın dışında ön kaputun üzerinde buldum. Bu seferde Mahmut Bey sırtımı kaputun üzerine dayamış bacaklarımı da omuzlarının üzerine alıp vajinamın içine sertçe giriyordu. O kadar büyük, uzun ve kaya gibi sert bir yarağı vardı ki bu şekilde komple içime sığıyor olması inanılmazdı fakat o kadar ustaca sokuyordu bana ki çılgına dönmüştüm ve adam beni aletinin altında çığlık attıra-attıra resmen dans ettiriyordu.

Mahmut Bey bir süre içime böyle pompaladıktan sonra beni güçlü kollarıyla arabanın üzerinden kaldırarak hiç yere bırakmadan Ali Beyin kollarına attı ve o da beni bir hamlede yarağını tekrar içime geçirerek sikmeye devam etti. Bacaklarım beline sarılmış bir şekilde beni resmen havada sikiyordu ve aynı anda da göğüslerimi emiyordu.

Boşta olan Mahmut Bey ise arkama diz çökerek kaba elleriyle kalçalarımı hafifçe ikiye ayırdı ve ıslak ve kıvrak diliyle göt deliğimi yalamaya başladı. Yaladıkça aynı anda da parmağı ile girişini zorluyordu ve göt deliğimin üzerine tükürerek parmağının girmesini sağlıyordu. Hayatımda hiçbir şey göt deliğime girmemişti bu güne kadar ve kocamı bile arka deliğime yaklaştırmıyordum fakat artık çok savunmazsızdım çünkü havada Ali Beyin kucağında sikiliyordum ve artık iyice ıslanmış göt deliğimin içinde de girip çıkan kalın bir parmak vardı.

Acıyla karışık duygular içinde adamlar iki deliğimi doldurmuştu ki bir and göt deliğimde parmak yerine bu sefer Mahmut Beyin kocaman yarağı yer aldı. Olanlara inanamıyordum. Adamlar beni havada tost yapmış bir şekilde ikisi aynı anda biri amıma diğeri de göt deliğime vahşice giriyorlardı. Hayatımda hiç bu şekilde sikilmemiştim ve bunun dev gibi iki tane yabancı adam tarafından yapılmış olması da başka bir olaydı.

Aldığım bu uç noktadaki uyarılmadan dolayı çıldırıyordum fakat beni tedirgin edip ürküten nokta ise kocam dışında ilk kez başkaları mahremiyetimi elle geçirmiş olmasıydı. Ama bunu ne ben nede adamlar kasıtlı yapmamıştı ve olaylar kendi başına bazı giden aksilikler yüzünden bu boyuta gelmişti.

Zevk almak istemiyordum fakat kendimi tutamıyordum ve aniden kasılarak orgazm olmaya başlamıştım. Böyle olunca çığlıklarım artmıştı ve iki deliğimin içindeki kasılmalar adamların yaraklarını sıkıca yumruk içi gibi kasıp-kasıp bıraktığı için ve amım ve göt deliğim yaraklarını masajlıyormuş gibi yaptığı için, onlarda daha fazla dayanamayarak tazyikli döllerini içime fışkırtmaya başlamışlardı. İçim daha önce hiç bu kadar doldurulmamıştı, ne bu kadar büyük ve uzun yaraklarla ne de bu kadar çok dölle.

Benim artık ne ayakta duracak ne de konuşacak halim kalmamıştı. Arabam van tipi oluğu için beni dikkatlice arka bagaja baygın bir şekilde koydular ve eve geri dönmek için yol almaya başlamıştık. Eve vardığımızda az çok kendime gelmiştim ve elimden tutarak beni bagajdan indirdiler. Destek gerekmeden çıplak ayaklarımın üzerinde durdum çünkü terliklerim nerde olduğunu bilmiyordum fakat fazlada omurumda değildi. Ancak yinede dizlerim titriyordu ve iki deliğimde acıdan zonkluyordu fakat aynı zamanda da iki deliğimde çok hassas olmuştu ve en ufak bir dokunuştan bile tekrar boşalabilirdim.

Ben halen daha bu adamlara arabamı satmakta niyetliydim, üstelik bu olanlardan sonra eğer arabamı almayacak olsalar kesin sinirimden çıldırabilirdim. O nedenle onları evimin arka bahçesine davet ettim ve limonata ikram ederek beraber bahçe sandalyelerine oturduk ve satın alma konusunu tekrar açtım. Olanlar olmuştu artık ve ben bu saatten sonra çekingen, tutucu ve utangaç olacak durumda değildim o yüzden iki adamın karşısına kıyafetimi değiştirmeden minicik eteğimle oturdum ve güzel seksi bacaklarımı bacak-bacak üstüne atarak adamlara kur yapmaya başladım.

Haliyle, onlarda sırıtarak beni baştan tırnağa kadar süzüyorlardı. Onları tekrar azdırmak veya zor durumda bırakmak gibi bir niyetim yoktu fakat bu olanlardan sonra kendimi saklayıp, örtüp utanmanın da bir anlamı yoktu. Sadece rahat ve iyi niyetli bir şekilde davranarak artık arabamı satın almalarını istiyordum.

Adamlar oturdukları yerden bahçemize ve ortama bakınarak “ne güzel ve bakımlı bir bahçemiz var” dediler. Bende hafta da bir bahçıvan geldiğini ve benimde sürekli temizliğine ve bakımına özen gösterdiğimi belirttim. Arka bahçemiz çok güzel, bol çiçekli ve ağaçlı kalabilmesi için gerçekten çok emek gerektiriyordu. Mahmut Bey kendilerinde bu bahçe işinden anladıklarını ve istersem bundan sonra bahçe bakımını kendileri yapma teklifinde bulundular. Bende bu konuda kocamla konuşmaları gerektiğini ve benim için bir sakınca olmadığını söyledim. Benim için en önemlisi, fiyatta pazarlık yapmadan arabamı satın almalarıydı ve bunu onlara net bir şekilde belirttim.

Adamlar arabamı kesinlikle satmaya ihtiyacımın olduğunu ve bu fiyata başka kimseye satamayacağımı bildikleri için bu durumu avantajlarına kullanmaya çalışıyorlardı. Bende bu müşterileri elimden kaçırmamak için mecburen uyum göstermek zorundaydım. İki adam bana “yenge sen çok etkileyici bir kadınsın, sana hiç hayır der miyiz” söyleyerek bacaklarıma bakıp sırıtıyorlardı. Bende kibar olmak için onlara karşılık olarak geri gülümsüyordum çünkü başka çarem yoktu. Ali Bey gözlerini bacaklarımdan ayırmadan, “yenge, amınızı sikerken canınızı çok acıtmadık inşallah” dedi.

Çok ağır doğulu bir şiveyle argo, kaba ve açık konuşuyorlardı. Çok eğitimli tipler olmadıklarını ve konuşma tarzlarının böyle olduğu bildiğim için anlayışla karşılıyordum. Bu olanlardan sonra, kendilerini kötü hissetmelerini istemiyordum çünkü işler çığırından çıkması da onların suçu değildi o yüzden bende onlara, “Ya Ali Bey, biraz acıyor ama önemli bir şey değil, siz dert etmeyiniz” dedim.

Bunun üzerine, Ali Bey “hiç olur mu yenge, sen aç bakayım bacaklarını bir göz atalım durumuna, belki hızlı iyileşmesine yardımcı olabiliriz” dedi. Bunun iyi fikir olacağını düşünmüyordum fakat onlara ters bir şey de söylemek istemiyordum o yüzden oturduğum yerden dizlerimi biri birinden ayırarak bacaklarımı iyice araladım ve hassas ve sertçe kullanılmış narin deliğimi onlara sergiledim. Karşımda oturan Ali Bey yerinden kalkarak bacaklarımın arasına diz çöktü ve daha da yakından bakarak “hmm, yenge senin bu am kıpkırmızı olmuş” dedi.

Bunu demesiyle bende kafamı aşağı eğerek ufak deliğime bir göz attım, gerçekten kabarmış am dudaklarım ve ufak deliğim nerdeyse domates gibi kızarmıştı. Ali Bey “dur ben sana merhem gibi olurum şimdi” diyerek aniden dudaklarını amıma yapıştırdı ve yalayıp emmeye başladı. Benim amım zaten çok hassas bir durumdaydı ve ufak bir dokunuştan bile tekrar boşalabilirdim ki adam beni yeniden doruk noktasına çıkartarak zevkten çıldırtıyordu ve ben bunu hiçbir şekilde engelleyemiyor ve onu durduramıyordum.

Bunu fırsat bilen Mahmut Bey ise hiç vakit kaybetmeden aniden kocaman sikini suratıma çarptı ve ağzıma sokmaya çalıştı. Ben o an sağlıklı düşünemediğim için ve bütün hormonlarım tekrar altüst olduğu için, hiç düşünmende ağzımı açtım ve adamın kocaman sikini yumuşak dudaklarımın arasına alarak yalamaya başladım. Ali bey ufak deliğimi daha sert emdikçe bende istem dışı Mahmut Beyin yarağını bir o kadar daha sert emip yutuyordum.

Tam bu sırada yanımızdaki bahçe masasının üzerinde duran cep telefonum çalmaya başladı. Gözümün ucuyla baktım, arayan kocam olduğunu gördüm ancak bir şey söyleyip yapana kadar Mahmut Bey bana hiçbir şey sormadan siki halen daha ağzımdayken uzanıp telefonu aldı ve kocama konuşmak için alo dedi. Ben bir yandan adamın sikini emiyorum, diğer yandan amım yalanıyor, öbür yandan da korkuyla gözlerim fal taşı gibi Mahmut Beye bakıyordum. Adam kocamla konuşamaya başlayınca, ilginç olan şey benim halen daha adamın sikini ağzımdan çıkartmayıp yalayıp yutmamdı.

Mahmut Bey kocama, “Ağabey, yengenin arabasını Ali ve ben baya kullandık, yol tutuşu çok iyi ve az kullanılmış olduğu belli. İçi biraz dar geldi bize ama sorun değil hepimiz buna zamanla alışabiliriz. Yengenin arabasına iki ön girişten ve birde arka kapıdan girdik, üç girişi de mükemmel ve ilk başta zorlanmış olsak da şimdi alıştık ve kolay girebiliyoruz”. Kocamda karşılıklı bir şeyler diyordu ama ne dediğini bilmiyorum fakat Mahmut Beyde karşılığında “evet, evet, çizik ve batıklık yok, kaporta jilet gibi ve pürüzsüz, çok yakından bakarak inceledik ve gördüklerimizi çok beğendik” diyordu.

Sanırım konu para konusuna gelmişti çünkü Mahmut Bey kocama “biraz indirim olmaz mı” söyler söylemez ben Mahmut Beyin yarağını daha sert emerek gırtlağıma kadar soktum ve onu zevkten çıldırtarak sözünü yarıda kesmesini sağladım. Bu sefer, “aslında fiyatı değiştirmeden anlaşabiliriz” dedi ve anlaşma olarak bundan sonra bahçe işlerinin kendileri yapması şartıyla arabamı hemen alacaklarını söyledi. “Haftada bir gelip biz temizleyeceğiz bu güzel bahçenizi ve onu güzelce sulayıp halledeceğiz…

Hm bizim amele adamları da getiririz hep bir elden işi daha temiz ve hızlı hallederiz. Eminim yengede bundan memnun kalacaktır çünkü onun bu güzel çiçekleriyle hepimiz ilgileneceğiz. Halen daha amı mı yalayan Ali Bey ise kafasını kaldırıp telefona doğru, “yengenin arka bahçesini şahsen ben temizlemek isterim” diye seslendi ve dilini bu sefer kızarmış göt deliğime yapıştırarak yalamaya başlamıştı.

Tam bu sırada Mahmut Bey doruk noktasına gelerek ağzımın içine boşalmaya başladı ve aynı anda da “sonrada bütün bahçeni güzelce sularız öyle gideriz” diyordu kocama. Telefonda anlaşarak konuşmalarını bitirdiler. Ben o an Ali Beyin dilinin üzerine kaç kere boşalmıştım bilmiyorum ama o hazla ağzımdaki döllerin birçoğunu yutmuştum bile ve ağzımdan taşan geriye kalanlar da dudaklarımdan ve çenemden süzülerek göğüslerimin üzerine akmıştı.

Hayatımda hiç yapmadığım ve hiç bu kadar yoğun ve aşırı azıp zevk almamıştım ama bunu isteyerek yapmamıştım. Adamlarda perişan bir halde olduğumu görüyorlardı o nedenle bana teşekkür ederek gidip bir duş alıp dinlenmemi tavsiye ettiler. Kocamla anlaştıklarını ve arabamı satın alacaklarını söylediler o yüzden gönül rahatlıyla bu olanları unutmamı istediler.

Birkaç hafta sonra söz verildiği gibi ben yeni arabama kavuşmuştum ancak bedel olarak kocam evde yokken hafta da bir, Mahmut ve Ali Bey birkaç ameleyle birlikte gelip bahçemize bakım yapıyorlardı fakat işleri de bitince hep birlikte beni azdırarak saatlerce sikmeyi de ihmal etmiyorlardı.

Beni sikerken o kadar çok kudurtuyorlardı ki karşı gelecek refleksim bile kalmıyordu fakat yinede her hafta aynı şeylerin yaşanmasından kocama karşı suçluluk duygusu yaşıyordum. Ancak, buna dur diyemiyordum çünkü kocama anlatmalarından korkuyordum.
Yorumlarınızı merak ediyorum.

ALINTI


güvenilir bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis sakarya escort sakarya escort sakarya escort adapazarı escort sakarya escort sakarya escort bayan diyarbakır escort diyarbakır escort