Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Amateur

Teşhirci

Aslında yeni tanışmıştı kocasının arkadaşıyla… Öyle yakışıklı da değildi adam… Hatta çirkin bile sayılabilirdi.

Bir kere, normalde son derece sinirine dokunacak kadar kısa boyluydu. Şişman değildi ama vücudu iyice kalındı. Çıplak kolları ve gömleğinin yakasından görünen göğsü aşırı kıllıydı ama saçları iyice dökülmüştü. Kısacası, normal koşullarda göz ucuyla bile bakmayacağı biriydi.

İşi gözleriyle bitirmişti adam… Salona girip koltuğa oturduğu anda üzerine dikilmişti kapkara gözleri… Kocasıyla yanyana, kanepenin üzerinde oturuyordu adam… Tam karşılarındaki koltuğa yerleşirken, kısacık eteği biraz sıyrılmıştı tabii.

Bu da yetmişti adam için… Yüksek topuklu dekolte ayakkabılarının daha da güzelleştirdiği ayaklarından eteğinin başladığı yere kadar bacaklarını didik didik eden gözleri, kısa bir süre sonra alev alev yanmaya başlamıştı.

Hem hoşuna gitmiş, hem de biraz şaşırtıcı olmuştu bu. Böyle bir şeye hiç hazırlamamıştı kendini. Soran gözlerle kocasına bakıp, onun gözlerinden “sen bilirsin, canın ne istiyorsa yapabilirsin” mesajını aldıktan sonraki kararsızlığı ise çok kısa sürmüştü.

Adamın gözlerinin yakıcılığı ağar basmıştı doğrusu… Fena halde hoşlanıyordu bu bakışlardan. Üstelik, böylesine çirkin bulduğu birini tahrik etmek fikrini de, son derece iç gıcıklayıcı bulmaya başlamıştı.

Koltukta biraz kımıldayıp eteğinin biraz daha sıyrılmasını sağlayarak, kararını kocasına da belli etmişti önce. Sonra da, kelimenin tam anlamıyla adamı mahvetmeye girişmişti.

Doğrusunu söylemek gerekirse, kılığı da çok uygundu buna. Adam gelmeden önce kocasıyla dışarı çıkıp biraz eğlenmeyi kararlaştırmışlar ve buna göre giyinmişti.

Kalçalarına yapışan mor eteği, daracık ve kısacıktı. İncecik askıları olan önü düğmeli beyaz bluzu, tiril tiril ve teninin üzerinde kayan bir kumaştan yapılmıştı. Ne sütyen takmıştı, ne de külot giymişti elbette… Her zaman kocasıyla eğlenmeye çıktıkları şekilde…

Üstten üç düğmesi açık bluzun aralarını meydanda bıraktığı memelerinin geri kalan kısmı da, incecik kumaşın altından iyice belli oluyordu. Kısacası, o çok sevdiği “sik beni” kıyafetlerinden birine bürünmüş durumdaydı.

Sonra birden kocasının arkadaşı çıkıp gelmişti. Kocası kapıyı açıp adamı içeri aldığında, banyoda kumral saçlarını tarıyordu. Salona, onların yanlarına gider gitmez de, kocasının bu ilk kez gördüğü arkadaşını esir alıvermişti işte.

Daha çok göstererek oturmaya başlaması, adamı iyice etkilemişti bu arada. Doğaldır ki, başına gelecekleri bilmiyordu adam. Neredeyse kasıklarına kadar meydanda olan bacaklarında eriyip gitmişti şimdiden. Üstelik, bir de durumu kocasına çaktırmamaya çalışıyor ve komik oluyordu.

İlk başlarda, bacak bacak üstüne atarak oturuyordu. Sık sık bacak değiştirip, eteğinin kalçalarına kadar sıyrılmasına neden olduktan sonra bundan vazgeçmişti. Artık dizleri hafifçe aralık oturuyordu koltuğunda. Arkasına yaslanmıştı.

Adamın gözlerinin, okşayan bir el gibi bacaklarının arasına daldığını gördükçe de, iyice tahrik olmaya başlamıştı. Dizleri, sanki farkında değilmiş gibi, yavaş yavaş birbirinden ayrılıyordu. Gözlerini ise adamın pantolonunun önünde meydana gelen kabarıklıktan koparıp alamıyordu bir türlü. Bu yeni tanıdığı adamın sikini kaldırmak öylesine hoşuna gidiyordu ki, amı bir nabız gibi atmaya başlamıştı.

Yeniden kocasıyla göz göze geldiler. Tüm olan bitenin farkındaydı o da… Karısının gittikçe açılan eteğinin altında külot olmadığının… Karısının dozu gittikçe artan frikiklerinden delirecek gibi olan sevgili arkadaşının önündeki kabarıklığın… Gözlerinde, hala geçerliliğini sürdüren o onaylamayla, gördüklerinden etkilenip tahrik olmuşluğun karışımı bir ifade vardı.

Kısacası, o da, kocası da, adam da memnunlardı durumlarından… Yalnızca adam, ne olacağını bilmemenin getirdiği belirsizlik ve arkadaşının karısına sulanmanın verdiği suçluluk duygularıyla hafifçe rahatsızdı. Üstelik gördüklerinin etkisiyle kalkmış, taş kesilmiş sikinin kabarıklığını nasıl saklayacağını da bilemiyordu herif… Bu durum daha da hoşuna gidiyordu. Adamı tahrik ederek köşeye sıkıştırmak, son derece zevkli geliyordu ona. Dizlerini biraz daha araladı.

Adamın yanakları iyice kırmızılaşmıştı şimdi. Gözleri de, birbirinden on santimetre kadar aralık duran dizlerinin arasında sabitleşmişti. Aslında amını göstermek istiyordu ona ama, bunun için kocasından gelecek yeni bir işarete kadar beklemesi gerektiğini de biliyordu.

Adam, o zamana kadar görebildiğiyle yetinmek zorundaydı kısacası. Kocası da, arkadaşının durumuyla bayağı eğleniyor gibiydi. Adamın, hemen yanıbaşında kıvranır gibi oturmasını görmezlikten geliyor, hiç bir şey yokmuş gibi ilgisi bile olmayan konularda konuşup duruyordu.

Bir yandan da işin uzamasından sıkılmaya başlamıştı. Adama küçük bir örnek sunmaya karar verdi birden… Eğilip ayakkabılarının fiyonklarını çözmeye koyuldu. Sonra da, sanki ayaklarını rahatlatmak istiyormuş gibi, birer birer çıkardı. Bunu yaparken önce sağ, sonra da sol ayağını biraz kaldırmak zorunda kalmıştı.

Böylece dizleri birbirinden daha da ayrılmış oluyordu tabii. Kısa bir an için olsa da, amının kıllarını görmüştü adam ve cin çarpmış gibi irkilmişti. Bu kadarını beklemediği belliydi.

Kocasıyla yeniden göz göze geldiler. Sonra yerinden kalktı kocası ve dükkanlar kapanmadan gidip otomobili için bir şeyler alması gerektiğini, bir saate kadar döneceğini söyleyip salondan çıkıp gitti. Bir süre sonra da, sokak kapısının açılıp kapandığını duydular.

Adam, sanki sihirli bir değnekle dokunulmuşcasına rahatlamıştı. Kocasının gerçekten gittiğini sanıyordu doğaldır ki. Ama o, bunun doğru olmadığını, kocasının içeride bir yerlerde beklediğini biliyordu.

Şimdi, işi fazla uzatmaması gerekiyordu. İyice arkasına yaslandı koltukta. Yalnızca çıplak ayak parmakları yere değiyordu. Sonra da, bacaklarını hareket ettirmeye başladı. Dizlerini, yavaş hareketlerle açıp kapıyordu. Ama en kapandığı zamanda bile, bir karışa yakın aralık kalıyordu dizleri.

Adamın nerelerini görebildiğini tam bilmiyordu ama, iyice kızarmış yüzüne bakarak, gösterdiklerinin hiç de az olmadığını anlayabiliyordu. Eteği, kalçalarına kadar sıyrılmıştı. Artık hiç konuşmuyorlardı. Elektrik dolu, adeta şimşekler uçuşan bir hava oluşmuştu aralarında.

Adamın gözleri kasıklarında kitlenip kalmıştı sanki. Başka bir yere bakamıyordu. Pantolonunun önündeki kabarıklık da, akıl almayacak kadar büyümüştü şimdi. Buna rağmen, hala yerinden kımıldamamakta ısrar ediyordu nedense. Aptal gibi zamanı boş yere harcıyordu.

Hafifçe kayarak, kalçalarını koltuğun kenarına getirdi. Neredeyse yatar gibi oturuyordu şimdi. Eteği atık beline kadar sıyrılmıştı. Sonra adamın gözlerinin içine baka baka, dizlerini birbirinden ayırmaya başladı. Bacakları koltuğun kenarlarına değene kadar da sürdürdü bu hareketini.

Tabak gibi açmıştı kendini adamın önünde. Kimsenin dayanamayacağı bir manzara sergilediğini biliyordu. Şiş dudakları aralanmış, vıcık vıcık sulanıp açılmış amının içine bakıyordu adam. Sonra elini götürüp, amıyla oynamaya başladı.

Zevkten buğulanmış gözleriyle adamın birden yerinden fırladığının farkına vardı. Kapkara gözlerini, parmaklarının altında daha da açılmış amından ayırmadan pantolonunun önünü çözdü adam. Sonra da, küloduyla birlikte dizlerine kadar indiriverdi.

Muhteşem bir manzara çıkmıştı şimdi ortaya. Adamın, tıpkı göğsü ve kolları gibi, kapkara kıllarla kaplı siki kocaman ve dimdikti. İki adımda yanına sokuluverdi.

Sonra iki eliyle dizlerinin altından tutup bacaklarını kaldırdı ve karnına doğru bastırdı adam. O kocaman sikin morarmış başı, hiç bir yardıma gerek kalmadan gireceği yeri buldu ve sert bir hareketle, bir anda dibine kadar geçiriverdi.

Çığlığa benzer bir inleme kaçırdı ağzından. Bütün vücudu kasıldı önce… Bir anda içini dolduran sert erkeklik organı dakikalar boyu süren teşhirden sonra iyice ıslanmış vajinasının içinde acımasızca gidip geliyordu. Sonra beli gelmeye başladı. Amı açılıp kapanıyor, içindeki kocaman siki sanki sağmaya çalışıyordu. Adamın kasıklarındaki kıllar amının dudaklarına, kıllı taşakları götüne yapışmıştı.

İçini alabildiğine dolduran sik birden hızlanıp, sert hareketlerle girip çıkmaya başladığında daha da çıldıracak gibi hissetti kendini… Kocasının arkadaşı, onu altına almış hırsla sikiyordu. Daha karşılaştıkları andan itibaren, göstere göstere deliye döndürmüştü adamı. Sonunda sikiliyordu işte. Hem de ne biçim sikiliyordu.

Kocasının içeride bir yerlerde olduğunu, olup bitenleri mutlaka seyrettiğini bilmek de, sikilmekten aldığı zevkin on kat artmasına neden oluyordu.

Çılgın bir şeydi bu… Adam onu koltukta öylesine ikiye katlamıştı ki, kımıldamasına bile imkan kalmamıştı. Zevkten yarı kapanmış gözleriyle, içine bir piston gibi girip çıkan kocaman siki seyrediyordu yalnızca…

Amının dudakları, sikin çevresine sımsıkı yapışmıştı. Adam bir dibine kadar geçirip, bir ucuna kadar çıkardıkça, üzerindeki tüm damarları, kıvrımları beyninin içinde hissediyordu sanki.

Bütün duyguları amında toplanmış gibiydi. Aldığı zevk, her geçen saniye daha büyüyor, daha dayanılmaz bir hale geliyordu. Ağzından kaçak boğuk iniltileri kontrol etmesine olanak yoktu.

Birden vücudu kasılıverdi adamın. Aynı anda, amının içini yakıcı bir sıcaklık kaplayıverdi. İçindeki sikin kasılmalarını hissediyordu. Kocasının arkadaşı, tohumlarını amının en dibine fışkırtıyordu.

Bitmek bilmeyen lav dalgaları gibi geliyordu adamın beli. Karnının içinde bir yerlerde bir dinamit patlamış gibi oldu birden. Titreye titreye beli geldi onun da.

Sonra hiç beklenmedik bir şey yaptı adam ve sikini çekip dışarı çıkardı. Birden içinde büyük bir boşluk oluştuğunu hissetti. Onun böyle bir şey yapacağını aklına bile getirmemişti doğrusu. Şaşkın gözlerle pantolonunu çekişini ve kemerini bağlayışını seyretti. Ne yapıyordu bu piç…? Bir kez sikip bırakacak mıydı, henüz doymadan, defalarca boşaltmadan öylece gidecek miydi?

Adam, onunla bir daha göz göze bile gelmeden dönüp salonun kapısına doğru yürüdü. Ancak sokak kapısının açılıp kapandığını duyduğunda, onun gittiğine inanabildi.

Bacakları alabildiğine aralık ve tüm taze sikilmişliğiyle koltuğun üstünde kalakalmıştı öylece… Doymamış, yeterince tatmin olmamış…

Amının açık dudakları arasından sızan bellerin götüne aktığını hissediyordu. İçini gıcıklayan bir duyguydu bu. Parmaklarını götürüp, tekrar amıyla oynamaya başladı. Gözlerini kapamış, kendini o yeniden, yeniden hissetmeye başladığı doyumsuz, katıksız zevklere kaptırmıştı.

Bir başka parmağın daha kasıklarında dolaştığını hissettiğinde, titreyerek gözlerini açtı ve sessizce gelip önünde diz çökmüş olan kocasına baktı. İki zevk avcısı birbirlerinin gözlerinde eridiler. Şehvet kıvılcımları çakıyordu, kocasının gözlerinde. Belden aşağısı çıplaktı ve her zaman aklını başından alan o güzelim siki kasıklarının arasında dimdikti.

Hiç konuşmadılar. Gerek yoktu sözcüklere… Bir eliyle karısının sikilişini izlemenin verdiği zevkle taş kesilen erkeklik organını sıvazlayıp okşarken, diğer eliyle sikilmiş amcığının dudaklarını parmaklarının arasında kıstırıp zevk feryatları koparmasına neden oluyordu.

Kocasının parmağı amından yavaşça aşağı kayıp götünün deliğini okşamaya başladığında, ağzından küçük bir inilti kaçırdı. Dizleri, sanki kendiliğinden göğsüne doğru çekildiler. Alabildiğine açtı kendini kocasının önünde… İstediği her şeyi yapması için lotus çiçeği gibi açıldı.

Adamın belleri, götünü vıcık vıcık kayganlaştırmıştı. Kocası oynadıkça gevşeyip açıldığını, gittikçe sikilmeye hazır bir hale geldiğini hissediyordu. Parmak yavaşça içine kaydığında, zevkten bayılacak gibi oldu. Sonra kendini, artık küçük bir sik gibi götüne girip çıkmaya başlayan parmağın verdiği anlatılmaz duyguya kaptırıverdi.

Tüm vücudu bir yay gibi gerilmişti. Götü giderek kendini bırakıyor, sikilmeye hazır bir hale geliyordu. Tekrar kapamıştı gözlerini. Kocası durup, parmağını götünden çektiğinde de açmadı. Neyin geldiğini biliyor ve bunu tüm benliğiyle istiyordu.

O inanılmaz yumuşaklıktaki taş gibi sertlik götüne dayandığında, küçük bir inilti kaçırdı ağzından. Sonra sokmaya başladı kocası. Ateş gibi yanan sikini, yavaş yavaş ama durmaksızın sokuyordu. Çıldıracak gibi olmuştu. Kendini daha fazla tutamadı. Sarsıla sarsıla belini getirmeye başladı.

Kocası, yavaş ve uzun hareketlerle sikiyordu götünü. Sokuyor, çıkarıyor, sokuyor, çıkarıyordu durmadan. Sözcüklerle anlatılamayacak kadar zevkli bir şeydi bu. Çok kısa bir süre içinde ikinci kez, üstelik bu defa götünden sikiliyordu ve sanki uçmuş gibiydi.

Fazla dayanamadı kocası. Az önce karısının arkadaşı tarafından sikilişini seyretmek delirtmiş, iyice tahrik olmuştu anlaşılan. Birden dibine kadar geçirip, adeta boğa gibi haykırarak döllerini fışkırtmaya başladı. Karnının içine dolan yakıcı sıcaklık, onu güçlü bir el gibi kavrayıp, uzaya fırlattı sanki. Götü, bir mengene gibi sıktı kocasının hala kasılıp duran sikini. Titreye titreye, onun da beli gelmeye başladı.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32